Çocukluğu boyunca hayatta kalmayı başarmış herkes, hayat hakkında yaşamın kalan kısmında yetecek kadar bilgi edinmiş demektir.
- Henüz kategori yok.
-
Trabzonspor, Savunma İçin Samsunspor'dan Rick van Dron…20.05.2026
-
Fenerbahçe'de Başkan Adaylarından Sezon Öncesi Büyük T…20.05.2026
-
Dolar/TL'de Yükseliş Eğilimi: Jeopolitik Riskler ve Kü…20.05.2026
-
Yerel Yönetimlerde Gündem: Ünye'den Kiralama İhalesi D…20.05.2026
-
Kullanıcıları İkiye Bölen Instagram Şipşak Özelliği: D…20.05.2026
-
Bahçelievler Belediyesi'nden Kapsamlı Hizmet ve Yeni D…20.05.2026
-
AKOM'dan İstanbul'a 5 Günlük Yoğun Yağış Uyarısı: Haft…20.05.2026
-
Fuat Oktay'ın 'Yetki Belgesi' İddialarına Yönelik Sess…20.05.2026
-
Bruno Fernandes, Premier Lig'de De Bruyne ve Henry'nin…20.05.2026
-
Prof. Dr. Naci Görür'den Marmara Depremi ve Kentsel Dö…20.05.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#çocukluk
Hiçbir imparatorluk, bir çocuğunun bebeğinin kırılmasına değmez. Hiçbir ideal, küçük bir oyuncak trenin feda edilmesine layık değildir.
Sahici olan, yani çocukluğumuzda hayalini kurduğumuz hayat. Sahte olan, yani yetişkinliğimizde başkalarıyla paylaştığımız hayat.
Bir çocuk cenazesi gören yaşlıların ve bir yaşlı cenazesi gören çocukların acınmalarında ne sinsi bir teselli vardır.
Beynin kolaylıkla etkilenebilir olduğu yaşamın ilk yıllarında, boyuna yinelenerek aşılanan bir inancın hemen hemen bir içgüdü niteliğini kazandığı belirtilmeye değer.
Darwin bir şeyi erken yaşlarda zihne yerleştirmenin ne kadar önemli olduğundan haberdardı.
Ben çocukken ezan ne güzeldi. Her sabah müezzinin o güzel sesiyle uyanırdım, dinlerdim. O güzellikler elektronik aletlerle kayboldu.
Baykuş; kanarya beslermiş amcalar, teyzeler. Kumruları sever, kartalları över, güvercinleri uçurur, kargaları kovar, papağanları konuştururlarmış. Oysa çocuk baykuşları severmiş. "Uğursuz kuş o. İsmini anma, damına çağırma." dermiş teyzeler, amcalar. Uğursuz kuşmuş baykuş; gece gördüğü, geceyi gördüğü için.
Dört yaşında anneme 'iki adet ikiyle yaptığımızı neden iki adet üçle yapamıyoruz' diye sormuştum. Çocukluğumda sayılar beni büyülerdi. 9-10 yaşlarında babam -1'in karesini anlatmıştı. Olmayan bir sayının varsayılması ve kökünün alınması müthiş sihirli bir şeydi.
Biz böcekler, otlar, kuşlar ve çiçeklerle konuşarak büyü
dük. Yıldızlar altında yattık. Toprak döşeğimizdi, bahar yağmurları yalnızlığımız, çiçekler sevdamız. Bu yüzden fark etmeyi öğrendik. Yine bu yüzden yüreğimiz hep zengin ve genç kaldı.
Ben Anadolu'nun bir bozkır köyünde doğdum. Yoksulduk. Ama bu yoksulluğu bir nimet olarak görür ve bizi mutsuz etmesine müsaade etmezdik.
Küçükken hep beni kaleye alırlardı. Topa vurmayı bilmiyorsun derlerdi. Şimdi hepsi beni evinde izliyor.
Eğer fukaralık büyükler için korkunçsa çocuklar için felaket sayılırdı. Çocuklar fakir fakat çalışkan ve hürmete layık insanların da bulunabileceğini tahmin edemezler.
İnsanların daha çocukluktan itibaren yaşamlarının toplumsal kurallarla baskı altına alınıp, özgürlüklerinin, cinselliklerinin kısıtlanması, kendini baskılama ve içe atma yoluyla değişik psikolojik sorunlara yol açar.
Ne kötü şeydir öğretmenlerini değerlendirip yargılayabilen ve onlardan üstün olduğunun farkında olan bir çocuk olmak!