- Henüz kategori yok.
-
The Traitors Türkiye'nin Gizemli Şatosu ve Yeni Bölüm …03.04.2026
-
Manifest Yıldızları Melissa Roxburgh ve Josh Dallas, '…03.04.2026
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#algı
Hiçbir ayna bizi ‘dışarıdan biri’ olarak yansıtamaz, çünkü bizi kendimizin dışına çekebilecek ayna yoktur. Bunu ancak bir başka kişi yapabilir.
Gerçekte hiçbir şeyi yanlışsız bilmiyoruz; her şeyi vücudumuzun eğilimlerine göre ve ona giren, etki eden şeylerin düzenine göre geçirdiği değişimlerle biliyoruz.
Ne kadar yükseğe çıkarsan, diğer insanlar senin görüş alanında o kadar küçülürler. Fakat sen de diğer insanların görüş alanında o derece küçülürsün.
Kimin gerçek anlamda muhalif, kimin ise sistem içi, onun bir parçası olarak muhalif görünümünde olduğunu algılamak da giderek zorlaşıyor. Şuna benziyor; bir kapıyı açıp başka bir odaya giriyorsun ve evden çıktığını sanıyorsun, ama yine aynı evdesin, yalnızca oda değiştiriyorsun. Çünkü o evden çıkmak kolay değil. İşte o evin kapısında 'sistem' yazıyor.
Tüm felsefenin (yani Platon felsefesi) temel düşüncesi bizim tarafımızdan algılanan şeylerin, ideal biçimlerin ya da düşüncelerin kopyaları, taklitleri ya da yansımaları olduğudur.
Sadece kameranız ve siz varsınız. Fotoğrafınızdaki kısıtlamalar size bağlıdır; çünkü ne gördüğümüz kim olduğumuzdur.
Kanıt'la birlikte insanların polise bakışı da değişti. 80’li yıllarda insanlar karakolun önünden geçmeye korkuyordu. Ama zamanla polisin daha modern ve cana yakın hale geldiğini gördüler. Ayrıca kendi hakları olduğunu da yine bu tarz yapımlar sayesinde öğrendiler. Bu da polislerin özeleştiri yapmalarını sağladı. İki tarafa da katkısı var.
Ne yazık ki ekranda nasıl görünürseniz öyle tanınıyorsunuz. Bu yüzden sürekli gergin oluyorsunuz. Mesela geçenlerde karım ve çocuğumla yemek yiyeceğiz, arabayı park ettik, arkamızdaki araç da kötü park etti. "Arkadaşım bir düzeltebilir misin?" dedim, “Pardon başkomserim” diye geri çekti arabasını.
Bu hızla ölmeye devam edersek bütün dünya mezarlık olacak. Ama sen hala ölümü kişisel bir şey olarak algılıyorsun.
Kendini kandırmadan yaşamanın ne anlamı var! Çıplak gerçekler kimi tatmin edebilir ki? Bir derviş ya da manyakoğlumanyağın teki değilseniz olayları küçültmeden ya da büyütmeden, oldukları gibi kabul ederek yaşayamazsınız.