Fakat insanlar arasında yaygın olan başka bir eğilim var. Yapabilecekleri zaman başkalarının pahasına yaşamak ve gelişmek istiyorlar.
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Frédéric Bastiat
Sosyalistlerin amacı, insanları gerçek özgürlükte bir araya getirmeye zorlamak ve buna engel olan örgütlenmeleride bastırmaktır.
Sevgili halkım, sizler devlet tarafından soyuluyorsunuz. Bu şekilde ifade etmek kaba olabilir, fakat en azından yeterince açıktır.
Yasal yağmalamanın iki kökü vardır: Biri, az önce gördüğümüz gibi, insan bencilliğindedir; diğeri ise sahte hayırseverlik içinde.
Hukukun soygun aracı haline dönüştürülmesi insanlık tarihinin şahit olduğu en menfur (iğrenç, nefret edilesi) yozlaşmadır.
Hukuk, kendi asli amacının tam aksi bir istikamete yöneltilerek her türlü hırs ve açgözlülüğün silahı haline dönüşmüştür.
Zamanla insanlar birbirleriyle çatışmaya başlayan menfaatlerini, soygunu genelleştirerek dengelemeye çalışmışlardır.
Hayırseverlik gönüllü değilse, özgürlük ve adaleti yok eder. Kanun, ilk önce sahibinden alınmamış hiçbir şey veremez.
Kölelik, koruma ve tekel, savunucuları yalnızca kendileri için kâr edenlerde değil, kendileri için acı çekenlerde bulur.
Yasallaştırılmış yağmanın eninde sonunda yağmacıların da aleyhine döneceğini bilmek bir bilinçlenme sorunudur.
Yasa koyucular neredeyse her zaman aileleri ortak bir çıkarla birleştiren toplum nesnesini görmezden geldiler.
Hiç kimse paranın kendisi için borç para almaz; para, yalnızca ürün bulundurmanın elde edileceği bir araçtır.
Özgür insanların tüketmemek uğruna ürettikleri; bu özgürlük, halk arasında baskı ve delilik anlamına gelir.
İhtiyaçlar, zevkler, iş gücü ve nüfus dağılımının doğal sırasının bozulması ekonomiyi tehlikeye sokabilir.
Aslında, kendi varlığına sahip bir adalet değil, adaletsizliktir. Biri diğerinin yokluğundan kaynaklanıyor.
Ticaret engelleri izolasyonu oluşturur; tecrit, nefrete, savaşa duyulan nefret ve istilaya savaş veriyor.
Politikacı kötülüğe onu en başta başlatmış olan şeyi; yani yasal yağmayı artırarak çare bulmaya çalışır.
Şansımız yaver gittiğinde hükümet bizden minnettarlık bekleyecek, ters gittiğinde ise o kınanacaktır.
İyi bir davanın başına gelebilecek en kötü şey, ustaca saldırılması değil, beceriksizce savunulmasıdır.
Köleliğin kişisel bağımsızlığını, eziyetle özgürlüğünü ve yağmalayarak mülklerini anlamak kolaydır.
Hükümet herkesin başkalarının sırtından geçinmeye çabaladığı bir büyük yalanı temsil eder.
İnsanların yasalara saygı duymasını sağlamanın yegâne yolu , yasaları saygıdeğer kalmaktır.
Yasa artık mazlumların sığınağı değil , zalimin koludur. Kanun artık kalkan değil, Bir Kılıçtır.
Yasa, tamamen farklı iki nedenin etkisiyle saptı: aptal açgözlülük ve sahte hayırseverlik.