Dost; yeri geldiğinde taltif, yeri geldiğinde tenkit eder. Sürekli taltif bekleyen, ya kendini kusursuz zannediyor ya kendine köle arıyordur
.
- Henüz kategori yok.
-
Diyarbakır'da Kürt Dilinde Standardizasyon İçin Yeni Y…20.05.2026
-
Balıkesir'de 4 Günlük Sağanak Alarmı: Sıcaklıklar Anid…20.05.2026
-
Ismail Saibari Eredivisie'nin En İyi Oyuncusu Seçildi,…20.05.2026
-
Polonya Voleybol Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası Önce…19.05.2026
-
CHP'deki İç Tartışmalar, Özgür Özel Liderliği ve Medya…19.05.2026
-
Cumhurbaşkanı Kararıyla Çok Sayıda Kamu Taşınmazı ve B…19.05.2026
-
18 Mayıs 2026 Çılgın Sayısal Loto Çekilişi: Rekor İkra…19.05.2026
-
2026 Kurban Bayramı Öncesi Emekli Maaş ve İkramiye Öde…19.05.2026
-
Giresun'da Şaşırtan Görüntüler: Tünelde Ayı Koşusu ve …19.05.2026
-
Hurghada-Münih Uçağı Belgrad'a Acil İniş Yaptı: Kabind…19.05.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Uğur Işılak
"Ölüm" nasihat için yetmiyorsa, hangi söz tesir edebilir ki insana... Boş yaşıyoruz, boş konuşuyoruz vesselam. Sonumuz hayrolsun.
Görmeden olmuyor, görünce hiç olmuyor. Gördüğünü görmezden gelmek kolay da görmediğini görmezden gelmek olmuyor.
İnsanın imtihan edilmediği bir meselede ahkam kesmesi, belaya dolaylı değil, doğrudan bir davetiyedir.
Bir dost, bir gafınla veya hatanla seni ezmeye ve ezdirmeye kalkıyorsa zaten dostun olmamıştır. Gariptir ki, dost-düşman böyle anlaşılıyor.
Anlaşılmak istiyoruz hep, ya anlamayı tercih etmediğimiz, ya da anlamaktan aciz olduğumuz için.
Her şeye rağmen sevmeli çünkü sevilme ihtimali var. Bu ihtimal bile bu uğurda bir ömür tüketmeye değer.
Hayatımız o kadar taleplerle dolu ki, bir şey ikram ederken bile sebebi bir talebe dayanıyor.
Hayatını, başkasının yanlışıyla doğrulamaya çalışanın, ne hayatında huzur olur, ne de doğrusu itibar görür.
İyiden çirkinlik, kötüden güzellik bulaşmaz insana. Demem o ki, kötülerle olan iyiliğe; iyilerle olan kötülüğe fırsat bulamaz.
Menfaat ipine bağlı olan o kadar çok ilişki var ki, biri bir şeyi savunuyorsa, savunduğu şeyden çok, avunduğu şeye bakmak lazım.
"Tartışma" eski dilde münazara. Yani nazar etme, karşılıklı bakış oluşturma... Son zamanlarda ise ezme, alt etme, aşağılama... Tartışma!
Konuşmayı bilmemek ve susmayı öğrenememekten daha vahimi, bunları dillendirerek vicdanı rahatlatmak...
Sordukça cevapsızlaşan, cevapsızlaştıkça karmaşıklaşan, karmaşıklaştıkça karamsarlaştıran meselelerin sonu; ya zeval, ya kemal, ortası yok!
Ya dünyanın adamı olup ukbayı, ya ukbanın adamı olup dünyayı feda etmek lazım. İkisi de olsun diyen ikisini birden kaybediyor sanki...