Şöhret, Alzheimer hastalığına benzer.
- Henüz kategori yok.
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
-
Hamaney'in Cenazesi ve Savaşın Geleceği: İran'da Yükse…06.07.2026
-
Nevşehir ve İlçelerinde Bugün Vefat Eden Vatandaşlarım…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Herkesin seni tanıdığı ve senin kimseyi tanımadığın bir tür Alzheimer hastalığına sahip olmak gibi.
Şöhret aynı mevsimler gibi. Yazı var, kışı var. Her an ne olacağı belli olmayan bir muamma.
‘Bir ünlü olmanın dramı’... Evet böyle bir şey var. Sürekli cep telefonu ile fotoğraf çektirmek isteyenler, olduk olmadık yerlerde karşınıza dikilip sohbete tutuşanlar, bir yere gittiğinizde gözlerin size dönüp yandakinin kulağına fısıldamalar, bir de buna sosyal medyada teşhir edilmeyi eklerseniz kolay iş değil. Geçen gün Newsroom dizisinin ünlü bir oyuncusu ile bir kafede karşılaştığımda bunları düşündüm. Zaten bunları düşündüğüm için de yanına gidip konuşamadım ya.
Ünlülük dediğin şey o kadar garip bir şey ki. Ünlü ne ünlü ne yani ? (tıh) Yani bak Türkiye ünlüsün sınır (yere eliyle hayali bir sınır çizerek) Bulgaristan ünsüzsün, (sınırdan geri çekerek ayağını (Türkiye'yi kastederek)) ünlüsün, (bir kere daha tekrar ediyor) ünsüzsün, ünlüsün. Al sana ünlülük yani.. (Alkışlamalar..)
Recep Tayyip Erdoğan'ın hastalığını bildiğinen şüphe edemeyiz. Hem iddialara cevap vermemektedir ve hem de devlet hastanelerinden kesinlikle uzak durmaktadır. Adeta resmi doktorlardan saklanıyor; o halde, hastalığının ciddiyetinin verfikasyonundan sakınmaktadır. Bunu anlıyoruz.
Travesti'lerin eski hallerini anlayabildiklerini sanmıyorum. Yine de daha iyi bir benzetme ile anlatamadığım için özürlerimi yazabiliyorum; hal şu ki, teslimiyetçilerin, teslim ettikleri ile şiirsel bir münasebet içinde olmaları mümkündür, bu teslim edenlerin teslim alanlarla özdeşleşmeleri halidir. Bir başka açıdan yaklaşacak olursak, bakırcının yaptığı ibriğe tapınması halidir.
Tanrı’nın Egemenliği, bir adamın bahçesine ektiği hardal tanesine benzer. Tane gelişip ağaç olur, kuşlar dallarında barınır.
Bu ülkede okullarda zorunlu "dün" dersi verilmeli. Yaşadıklarımızdan başka türlü ders çıkaracağımız yok çünkü, çabuk unutuyoruz.
Hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin, dahası neler yapabileceğinin hesabı olamaz.
Bu âciz benzetmeler de olmasa bakacak aynam olmazdı. Kendimi görebileceğin başka bir yer var mıydı?
Ey askerim kurşunum, kulun hâli aynı kalem-i kurşun. Anlatayım şöyle ki; dışa kapanıktır başı, yavaş açılır dışa ilki. Ucu sivrildikçe olur sanki ormanda gezen tilki.
Bir yığın insan gördüm, günlükleri dolabında gizli saklı. Kendiyle mektuplaşan ya da kendiyle konuşan. Dününü unuttu hepsi. Günler günlüklere küstü ya da günlük yazara kara kara önlük giydi, son mektup kalbine sıktı.
Diğer “sol” partilere bakın. Başkanlar birer derebeyi gibi “küçük aşiretlerin” başında olmayı, posterlere, otobüslere resimlerini bastırmayı marifet sanıyor . Hayatta kendi gücüyle başaramadığı bir şöhrete sahip olmaktan, partinin sırtına binerek egosunu tatmin etmekten başka bir derdi yok.