Ama, -dürüst olalım- bu aşırı kalabalık dünyada ortalama insan kendine nasıl anlamlı bir yaşam kurabilir ki?
- Henüz kategori yok.
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
-
1 Nisan 2026 Akaryakıt Zamları: Motorin Fiyatları Yüks…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Hayat bir kuruluşun değil, bir yıkılışın ifadesidir. Neden doğuyoruz? Ölmek için neden kuruyoruz? Yıkmak için.
Bir kere doğduk, bunun iadesi yok, öyle ya da böyle yaşayacağız işte, bir zaman ve mekân sınırı içerisinde. Yaşarken de bize sunulmuş bazı özgürlükler ve kısıtlamalar var. Artık bir kere doğduktan, yaşadıktan sonra, işte o yaşam sırasında ne kadar kendi hayal ettiğiniz, kendi varlığınızla çok da fazla çatışmayacak şekilde bir hayat kurma özgürlüğüne ne kadar sahibiz? Ve bu özgürlük gittikçe azalırsa ve yok olursa o zaman böyle bir sona kendimiz karar verebilir miyiz veremez miyiz? Bunu sorgulamaya değer. Ama herkes yanıtı kendi biricik hayatı adına verebilir.
Hayatın anlamı, doğanın rahmindeki gizli bir yarıkta değil, kendi geleceklerinden sorumlu olduklarını bilen ve bu projeyi kendi ellerine alma cesaretine sahip özgür kişiler tarafından yaratılmıştır.
İnsan hayatının, kendinden bağımsız bir anlamı yoktur. Hayatın anlamı ona vermeyi seçtiğimiz şeydir.
Artık neyiz, kimiz, nerede yaşıyoruz, nereden gelip nereye gidiyoruz sorusunun sorulması lazım. Biz hippilikten geliyoruz.
Artık ilkçağlarda avcılıkla yaşanan bir dönemde değiliz, pazarlar, marketler çeşit çeşit yiyecekle dolu. Hayvansal besin almadan sağlıklı yaşanabildiği de ortada. Öyleyse nedir bu hayvan kesip yemeye olan düşkünlük?
Sanırım hiçbir şey için burada değiliz. Biz sadece evrim ürünleriyiz. "Bir amacın olduğunu düşünmüyorsan hayatın çok kasvetli olmalı" diyebilirsiniz. Ama iyi bir öğle yemeği bekliyorum.
Şu dünyaya çalışmak için mi geliyoruz yoksa birer çay içip sohbet ederek keyif yapmak için mi?
Belli, vardı yaşarken
aradıkları bir şey.
Ama soran nerde, ne?
Yağmurda yağmurlandılar,
Karlandılar karlarda.
Ama soran nerde, niçin?
Eğlendiler.
Dertlendiler.
Ama soran nerde, neyle?
Küfrettiler.
Güldüler de.
Ama soran nerde, neden?
Hayata bir anlam yüklemek için yaşarken, sonuna gelindiğinde hayatın kendisinin bir anlam olduğunu anlayacağız...