Buradan sonra neler olacak? Nereye gidiyoruz? Cennet diye bir yer yok mu?
- Henüz kategori yok.
-
Anthony Nwakaeme'den Trabzonspor'a Vefa Dersi: Süper L…06.07.2026
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
-
Hamaney'in Cenazesi ve Savaşın Geleceği: İran'da Yükse…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Hayat bir kuruluşun değil, bir yıkılışın ifadesidir. Neden doğuyoruz? Ölmek için neden kuruyoruz? Yıkmak için.
Artık neyiz, kimiz, nerede yaşıyoruz, nereden gelip nereye gidiyoruz sorusunun sorulması lazım. Biz hippilikten geliyoruz.
Belli, vardı yaşarken
aradıkları bir şey.
Ama soran nerde, ne?
Yağmurda yağmurlandılar,
Karlandılar karlarda.
Ama soran nerde, niçin?
Eğlendiler.
Dertlendiler.
Ama soran nerde, neyle?
Küfrettiler.
Güldüler de.
Ama soran nerde, neden?
Zâten inancımız olmasa, vâr olmanın anlamı anlamsızlıktan başka bir anlama gelir miydi?
Geçmişsizseniz, geleceksizsinizdir. Fakat geçmiş sizseniz, gelecek de sizsiniz demektir.
Şu an yaşadığımız tarih, bizim yaptığımız veya icat ettiğimiz bir tarih değil. Batılıların yaptıkları ve icat ettikleri bir tarihi biz de yaşamak için çırpınıp duruyoruz. Tarihimizi (=geçmişimizi ve geleceğimizi), kaderimizi, kendi ellerimize almayı başaramadığımız sürece kendimiz olarak varolabileceğimizi elbette ki söyleyemeyiz.
Canlıları hayatta bırakan yiyecek değildir, bağlanacak bir şey bulmalarıdır, hiç bağsız bir can olmamıştır.
Nasıl geldim ben bu dünyaya? Neden bana danışılmadı? Madem katılmaya zorlandım, nerede şu yaşamın yöneticisi? Kendisiyle görüşmek istiyorum!
Varoluşa bir parmak çalıyorum. Hiçbir şey koktuğu yok! Neredeyim ben? Kimim? Bu dünya denen yer de neresi? Bu dünya da ne demekmiş?
Cennet; çocukları, insanları, yakarak, boğarak, doğrayarak, canlarına kastederek gidebileceğiniz bir yer olabilir mi? Böyle bir Cennet tahayyülü olabilir mi?
Uzaktan bakıldığında, teması yitiriş olan dev bir gösteriden başka bir şey değil bu hayat.
Zâten inancımız olmasa, vâr olmanın anlamı anlamsızlıktan başka bir anlama gelir miydi?