İngilizce “will”, Fransızca “vouloir” ve İranca “hastan” fiilleri ile yapıyoruz ve hepsi de “istemek” anlamındadır. Gelecek, istemektir.
- Henüz kategori yok.
-
Trabzonspor, Savunma İçin Samsunspor'dan Rick van Dron…20.05.2026
-
Fenerbahçe'de Başkan Adaylarından Sezon Öncesi Büyük T…20.05.2026
-
Dolar/TL'de Yükseliş Eğilimi: Jeopolitik Riskler ve Kü…20.05.2026
-
Yerel Yönetimlerde Gündem: Ünye'den Kiralama İhalesi D…20.05.2026
-
Kullanıcıları İkiye Bölen Instagram Şipşak Özelliği: D…20.05.2026
-
Bahçelievler Belediyesi'nden Kapsamlı Hizmet ve Yeni D…20.05.2026
-
AKOM'dan İstanbul'a 5 Günlük Yoğun Yağış Uyarısı: Haft…20.05.2026
-
Fuat Oktay'ın 'Yetki Belgesi' İddialarına Yönelik Sess…20.05.2026
-
Bruno Fernandes, Premier Lig'de De Bruyne ve Henry'nin…20.05.2026
-
Prof. Dr. Naci Görür'den Marmara Depremi ve Kentsel Dö…20.05.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Dil Felsefesi
Dil olağanüstü nankör bir yaratıktır. Sürekli bakım göstermediğinizde derhal sizi terk eder. Malayca dediğiniz için söylüyorum, Malaycayı bayağı iyi biliyordum. Sonra uygulamayınca tamamı ile gidiliyor, unutuluyor.
Eğer terörizm ve şiddet terimleri en meşru şekilde insan olmayan türleri de kapsayarak genişletilseydi o zaman şiddet ve terörizmin araçlarının gerçek kimliklerini çabucak fark ederdik.
Dünyayı anlamak için kullandığımız dil son derece önemli; bu dil düşüncelerimizi şekillendiriyor, kısıtlıyor; eğer doğayı bir makine gibi tanımlarsak o zaman ona varoluşumuza yabancı şeylerin bir parçası gibi davranırız. Aynı şekilde eğer hayvanlara eşya ve nesne muamelesi yaparsak, o zaman onlara yaşamı olmayan şeyler, sıradan basit metalar ya da kullanıp atılabilir objeler gibi bakmaya doğru meylederiz. Bu tür kavramlara minnet duyan insanlar hayvanları zincire vuruyor, hayvanları gıda, tıbbi ve eğlence kaynakları olarak sömürüyor; ya da mobilyalarını tırmıkladılar diye ötenazi uygulayarak öldürtüyorlar.
Dili bir kelime daha fakir kılmak, bir ulusun düşüncesini bir kavramdan yoksun kılmak demektir.
Dil, sadece bugün değil, totaliter ideolojilerin hiç sevmediği o farklı dündür de; yani hafızadır, özellikle bugün bizim için çok ama çok gerekli olan hafıza. Dil, kendisine yüklenen misyonlarla aynı zamanda yarındır da; yani gelecektir, bizi ve çocuklarımızı çok ama çok yakından ilgilendiren gelecek.
Düşünmeye bir sınır çizmek için, bu sınırın iki yanını da düşünebilmemiz gerekirdi (yani düşünülmeye elvermeyeni düşünebilmemiz gerekirdi.) Sınır, öyleyse, yalnızca dilin içinde çizilebilecektir ve sınırın ötesinde kalan düpedüz saçma olacaktır.
Bütün dinlerin müminleri insanlara dili bahşedenin Tanrı ya da elçisi olduğunu iddia ederler ama elbette durum böyle değildir.
Kelimelere ancak istenilen bir şey yok olduğunda ihtiyaç duyulur ve eğer etrafımızdaki dünya 'gereken' her şey ile donatılmış olsaydı kelimelere gerek duyulmayacaktı. Kayıp olmayan yerde dil var olamaz.
Dilin bizimle konuştuğu, bilginin bizim hakkımızda düşündüğü ve Hukukun bize göre hareket ettiği bu dünyada yaşıyoruz. Dil, mesajların alınmasına ve alınmasına indirgenir; bilgi birikimi hakkında düşünmek; düzenleme planlama hakkı.
Sözcükleri ne kadar çok yanlış kullanırsanız, o kadar çok yanlış düşünce doğmasına yol açarsınız.