- Henüz kategori yok.
-
3 Nisan 2026 Cuma Namazı Vakitleri ve Kılınışı: Diyane…03.04.2026
-
Diyanet 3 Nisan Cuma Hutbesi: Ümmet Bilinci ve Birlik …03.04.2026
-
3 Nisan 2026 Ankara Cuma Namazı Saati ve Kılınışı Deta…03.04.2026
-
Kayseri'de Ezan Vakitleri ve Kent Yaşamına Etkileri Me…03.04.2026
-
AÖF Sınav Giriş Belgeleri Erişime Açıldı: 2026 Vize Ta…03.04.2026
-
Bakanlık Sahte Gıdaları İfşa Etti: Eker Peynir Dahil B…03.04.2026
-
Leyla The Band, 13 Yıl Aranın Ardından Sahnelere Geri …03.04.2026
-
LGS Sınav Tarihi Resmen Değişti: Yeni Tarih 13 Haziran…03.04.2026
-
Emekli ve Memur Maaş Zammı Hesapları: Temmuz 2026 İçin…03.04.2026
-
Mert Hakan Yandaş Bahis Soruşturmasında Hakim Karşısın…03.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#öğrenme
Ben senin dilini dinliyorum. Sen de benim dilimi dinleyeceksin. Benim dilimi de öğreneceksin. Herkes her şeyi öğrenecek.
Evrensel insan olmak demek, kendi öz kimlik ve değerlerini yadsımak değil, tam tersine bu değerlerden yola çıkarak bütünsel evrensel bir boyuta ulaşmak anlamına gelir. Evrensel insan, çok yönlü insandır; psikolojiden felsefeye, sanata edebiyata, birçok alanda öğrenir. Kafası açıktır, dogmatik değildir ve araştırmacıdır. O öğrendikçe bildiğini değil, daha çok bilmediğini düşünür ve bilginin sınırsız olduğunun farkındadır.
Çoğu zaman başkalarının senin bilgilerine ihtiyacı yoktur. Unutma bilgiye ihtiyacı olan sensin, yalnızca sen.
Aslında öğrenirken, daha temelde yanlışlık yapıyoruz. Bildiğimizi sandığımız çoğu temel ve basit bilgiyi bile, doğru olarak bilmediğimizi görebiliriz şöyle bir kendimizi yoklarsak. Bizim asıl trajedimiz her şeyi bildiğimizi düşünürken, aslında daha alfabelik çocuk olduğumuzu fark edemememizden kaynaklanmaktadır. Bildiğimizi düşündüğümüz temel bilgiler eğer doğru kurulmazsa, onun üzerine eklediğimiz bilgiler de sağlam temeller üzerine oturmayacak ve eklektik olarak kalacaktır. "Ben bunu biliyorum." diyerek o bilgiyi bildiğimizi farz ediyor ve bir daha ona geri dönmüyoruz. İşte ana yanılsamamız, çeşitli konular arasında diyalektik bir ilişki kuramayışımızdan geliyor. Bunun sonucu ise sorgulamaktan kaçmamız oluyor. Sorgulamaktan kaçtığımız gibi, sorgulayanları da engellemek istiyoruz. Çünkü aslında kendi bilgimize, ya da inancımıza, düşüncemize güvenimiz yok. Einstein'ın dediği gibi, "Evrendeki en büyük ziyan sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir." Hepsi çürük temeller üzerinde yükseliyor. Kendi inancını, ideolojisini, dünya görüşünü tam olarak ortaya koyabilecek kaç tane insan vardır? Şu bir gerçek ki, bu tür insanların sayısı çok azdır. Bu psikolojik deneylerle kanıtlanmıştır. Çünkü insanların çoğu bilmeden inanırlar. Ta ki bir gün bilgi evimiz kafamızın üzerine çökene dek böyle de gidecek.
Darwin bir şeyi erken yaşlarda zihne yerleştirmenin ne kadar önemli olduğundan haberdardı.
Gerçek inanç sahibinin kafası âdeta demir bir çember içine alınmıştır; her türlü bilime kapalı ve yeni olabilecek her şeyi öğrenmekten âcizdir.
Öğrenilen şeylerin büyük bir kısmının unutulduğu doğrudur; ama zekânın onlar sayesinde yaptığı ilerleme kalıcıdır.
Bilmek ve hala bilmediğimizi düşünmek en yüce marifettir. Bilmemek ve buna rağmen bildiğimizi düşünmek bir hastalıktır.
Şiddetli değişimlerin yaşandığı bu çağda gelecek, öğrenenlere miras kalır. Çok şey bilenler ise kendilerini artık var olmayan bir dünyada yaşamak üzere donanmış bulurlar.
Değişim çağında, “öğrenenler” dünyayı ele geçirecek. “Her şeyi bilenler” ise artık var olmayan bir dünyaya ait bilgileriyle baş başa kalacaklar.
Neyi bildiğimiz ya da neyi bilmediğimizden çok daha önemlisi, neyi bilmek istediğimizdir.
Azimle çalıştım ve kendimi öğrenmeye zorladım. İyi olduğunu düşündüğün şeyin aslında iyi olmadığını anlıyorsun. Nedenini anlıyorsunuz ve geliştiriyorsunuz. Ve bu sadece sonsuz bir döngü.
Yaşlılar da gençler gibi felsefe ile kendilerini yetiştirmeliler. Birinci grup kaderin onlara sunduğu serveti hatırlayarak gençleştiğini hissetmek için, ikinci grup, gençliklerine rağmen gelecek karşısında yaşı ilerlemiş birisi kadar cesur olmak için.
Felsefeyle uğraşma zamanının daha gelmediğini ya da artık geçmiş olduğunu söylemek, mutlu olmanın zamanı daha gelmedi ya da artık geçti demekten farksızdır.
Ben bir eğitim girişimcisi sayılırım. Anaokulundan doktora programlarına kadar eğitimin her kademesinde faaliyet gösteriyorum. Eğitimin sürekli değişim yaşadığını ve sürekli geliştiğini biliyoruz. Gelişmeli ve değişmelidir de. Bugün bu sıralarda daha mükemmel eğitim arayışları ve var olan eğitimi anlamak için beni dinliyorsunuz. İşiniz daha iyi bir eğitim nasıl olur, nasıl olmalıdır? 30 yılı aşkın eğitim girişimciliği yapıyorum. Soruyorum, Öğrenmenin mecburiyeti olmalı mıdır? Mecburiyet daha iyi mi öğretiyor? Öğrenme yerleri standart okullar mı olmalıdır? Herkese standart bilgileri neden yüklüyoruz? İnsanlar farklıdır diyoruz ama herkese aynı yollarla öğretmekten vazgeçemiyoruz.
Basit bir kimse en küçük eleştriye çıldırır. Akıllıadam ise kendisini eleştiren, kendisiyle tartışanların düşüncelerini anlamaya çalışır.