Hiçlik denen şey, kesinlikle hiçbir şeyin olmaması demek olduğundan, belki de anlamak ve hayal etmek gerekmiyordur.
- Henüz kategori yok.
-
İstanbul Bahçelievler'de Otel Odasında İşlenen Kadın C…06.04.2026
-
Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgasıyla Türkiye'de Sı…06.04.2026
-
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü 21 Daimi İşçi Alımı Yapa…06.04.2026
-
MGÜ Bestecilik Bölümü'nün Kapatılma Kararı Gündemde: K…06.04.2026
-
Gheorghe Hagi'nin Romanya Milli Takımı Sözleşme Detayl…06.04.2026
-
23 Nisan 2026 Tatil Durumu: Ulusal Egemenlik ve Çocuk …06.04.2026
-
CHP'de 'Mutlak Butlan' Tartışmaları: Yargı Süreci, Kul…06.04.2026
-
Milli Eğitim Akademisi Ek Atama Sonuçları ve Öğretmen …06.04.2026
-
Survivor Birleşme Partisi'nde Tarihi Buluşma: Deniz Se…06.04.2026
-
2026 Altın Fiyatları: Orta Doğu Gerilimi ve Faiz İndir…06.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#felsefe
Eylem düşüncenin rastlantısal sonucu mudur, yoksa eylemin sonucu olarak mı düşünce gelir?
Kusursuz metin diye bir şey yoktur. Tıpkı kusursuz umutsuzluk diye bir şeyin olmadığı gibi.
Dünya yoğunlaştırılmış olasılıklara bağlı olarak ortaya çıkarılmış bir yuvarlak masadır.
Kant, bütün bilimlere daima hakim olacak olan yasaları formüle etmek istiyordu. Fakat bilimler, olgunlaşırken bu yasaları geride bırakmışlardır. Mesela, ondan hemen sonra gelen doğa bilimi, onun çizdiği yolun tamamen dışında, ayrı bir yol tutmuştur.
Biliyordum ki felsefe insana her konuda inandırıcı bir biçimde konuşma ve kendini cahiller nezdinde itibarlı kılma imkanı verir.
Bugün gerek bilginin gerekse talebenin felsefe sahasında çalışabilmesi için, doğa bilimlerinde esaslı bilgiye sahip olması şarttır.
Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim ve kendimle vuruştum.
İnsanin aklına ilk gelen sözcük "anlamsız" oluyor, ama İdris onu zihninden kışkışlıyor. İnsanlar habire bunu söyler. "Anlamsız bir şiddet eylemi. Anlamsız bir cinayet." Anlamlı bir cinayet islenebilirmiş gibi.
Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.
Hayat, sinemadan başka bir şey değil. Tek farkı, sinema adama daha fazla heyecan veriyor.
İnsan denilen muamma resmini çizerken, kainat ressamının neden bu kadar zıt boyalar kullandığını, hangi zeka idrak etmiş?
Ama insan kendini ev sahibi olarak görmedikten sonra yüzlerce evin tapusunda ismi yazsa neye yarar?