- Henüz kategori yok.
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#dil
"Allahu ekber." demekle "Tanrı uludur." demek arasında ne fark vardır? "Tanrı uludur." denilince herkes tarafından anlaşılıyor. Daha iyi değil mi?
Dil değişkendir. Elbette kuralsızlıktan söz etmiyorum. Ancak ben gereksiz büyük harf ve noktalamanın dilin akışkanlığını bozduğunu düşünüyorum ve genellikle de bu konuda yalnız kalıyorum.
Arapça kelimeler bana göre Kuran kokuyor. Başımın üstünde yeri var. Kemalist kelimeler ise lağım kokuyor, nefret ediyorum.
Farklı kültürleri, içinde bulunduğun ülkeyi anlamak önemlidir. İtalya’da kazanmak için yaptığın şeyle, İngiltere’ de kazanmak için yaptığın şey farklıdır. Çalıştığın ülkenin lisanını konuşmak şart.
Yalnızca havayla beslendiği söylenen bukalemun, tüm hayvanlar içinde en çevik dile sahip olanıdır.
Bir şeyi herhangi bir isimle isimlendirmek, o şey üzerinde iktidar sahibi olmak demektir.
Diline hakim, kelime dağarcığı gelişmiş çocuklar ancak etkin bir şekilde analitik çözümlemelerde bulunabilirler.
Kekelediğimiz ilk kelimeler bilgimizin temel taşlarıdır ve dadılarımız ilk mantık öğretmenlerimizdir.
Çin devlet başkanı yardımcısı bugün Los Angeles’a geldi. Uçaktan iner iner inmez ilk olarak dil problemi nedeniyle özür diledi. Çünkü tercümanı İspanyolca bilmiyordu.
Ve bazen duygularımı kendime saklıyorum, çünkü onları anlatabilecek hiçbir dil bulamıyorum.
Daima doğruyu söylerim. Ama doğrunun tamamını değil. Çünkü doğrunun tamamını kimse söyleyemez. Her şeyi söylemek imkânsızdır. Yeterince kelime yoktur. Doğruyu, gerçek olana yaklaştıran da bu imkânsızlıktır.
Kelimelere ancak istenilen bir şey yok olduğunda ihtiyaç duyulur ve eğer etrafımızdaki dünya 'gereken' her şey ile donatılmış olsaydı kelimelere gerek duyulmayacaktı. Kayıp olmayan yerde dil var olamaz.
Hayvanlar hakkında genel bir biçimde konuşmaktan kaçınırım. Bence “hayvanlar” diye bir şeyden bahsedilemez. “Hayvanlar” dediğiniz anda, bir şeyleri anlamamaya ve de hayvanı bir kafese kapatmaya başlamışsınız demektir.. Değişik hayvan türleri arasında dikkate değer miktarda farklar söz konusudur. Hepsini bir araya, tek bir kategori altında toplamanın bir açıklaması yoktur: maymunlar, arılar, yılanlar, köpekler, atlar, eklembacaklılar ve mikroplar.. Tüm bunlar birbirinden radikal bir biçimde farklı canlı organizmalardır ve tüm bunlara hayvan diyerek hepsini bir kategori altına koymak, maymunu ve karıncayı, gayet şiddet barındıran bir jesttir. İnsan olmayan tüm canlıları tek bir kategori altında toplamak, öncelikle, aptalca bir tutumdur, teorik açıdan saçmalıktır ve tam da insanların hayvanlara uyguladığı gerçek şiddete iştirak etmek demektir. Mezbahanelere, endüstriyel muamelelere maruz kalmalarına, tüketilmelerine yol açan şey budur. Hayvanlara yönelik tüm bu şiddet, genel olarak “hayvanlar”dan bahsedilmesine olanak sağlayan bu kavramsal basitleştirme ile vuku bulur. Bu sebeple, dilime dikkat ederek, “hayvanlar” hakkında konuşmam. “Bu spesifik hayvan türü” ya da “şu ya da bu hayvan” diye bahsederim.
Yaşamın bu kadar kısa olmamasını dilerdim, dil öğrenmek zaman alıyor ve kimsenin bilmek istemediği şeyler yapacağım.