İnsanlar sana ne kadar genç göründüğünü söylediklerinde, sana ne kadar yaşlı olduğunu söylüyorlardır.
- Henüz kategori yok.
-
Emekli ve Memur Maaş Zammı Hesapları: Temmuz 2026 İçin…03.04.2026
-
Mert Hakan Yandaş Bahis Soruşturmasında Hakim Karşısın…03.04.2026
-
Phoenix Suns, Playoff Hedefli Mücadelede Charlotte Hor…03.04.2026
-
CİMER İhbarları ve Bakanlık Raporuyla Ortaya Çıktı: Et…03.04.2026
-
TCMB'den Ayrılan Akçay: Enflasyon Yönetiminde Beklenti…03.04.2026
-
2026 İlk Üç Aylık Enflasyon Verileri Açıklandı: Emekli…03.04.2026
-
AÖF Bahar Dönemi Vize Sınavları İçin Geri Sayım: Giriş…03.04.2026
-
BİM 3 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu Yayınlandı: Akülü Ara…03.04.2026
-
Laura Benanti'nin Uçaktaki Tanınmama Anısı ve Yeni Gös…03.04.2026
-
Eşref Rüya Oyuncusu Ramazan Tetik 37 Yaşında Hayatını …03.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#algı
Başarıya ulaşan bir plan her zaman cesurca, başarısızlıkla sonuçlanansa beceriksizce yapılmıştır.
Resmi, resim yapan gölgeleridir. Zannettiğimiz gibi resimdeki görününler bizi cezbetse de asıl, oradaki görünmeyen güç gölgelerdir.
Formlar, benlik/ruh değildir; algılama benlik değildir, kavrayışlar benlik değildir, mental oluşumlar ve hisler de "ben" değildir, hiçbiri "ben"/"ruh" değildir, bunların hepsi değişime tabiidir ve kalıcı değildir.
Fiziksel objelerin aslında kendilerinden gerçekliklerinin olmadığını öğretiyorum, bunların ancak zihnin ürünleri olduğunu söylüyorum, aslında hepsi bir hayaldir. Bunların duyularla algılandığı ve ayırt edildiği doğrudur fakat aslında diğer yandan hiçbirinin kendiliğinden kendi doğaları, gerçeklikleri yoktur. Onlar gerçekte görülmüyorlar ama zihin tarafından ‘tasarımlanıyorlar’. Bir bakıma kavranabiliyorlar ama bir bakıma da gerçekte kavranamıyorlar.
Yakında bakınca güzelliği bastırılmış gibi, göz almıyor. Burnunun biçiminin pek de soylu olmadığını, yüz hatlarının kusursuz olmadığını neredeyse saygısızlığa varan bir keyifle izliyorum. Bunu fark edince de rahat bir soluk alıyorum, oysa soluğum kesilmesin ve dilim tutulmasın diye Bianka’nın bana karşı bir tür acıma beslediğinden çekiciliğini denetim altında tuttuğunu da biliyorum. Güzelliği, uzaklığın yardımıyla canlanıyor ve sonra acı veriyor, benzersiz ve dayanılmaz oluyor.
Bile isteye göz kırpan gizli gözlerin, duvardaki çiçeklerin arasında açılan uyanık kulakların ve gülümseyen karanlık ağızların işbirliğini görmeden sezerdi.
Sana ben iyiyim dersem, muhtemelen kendimi övdüğümü söyleyeceksin; ama sana ben iyi değilim dersem, yalan söylediğimi bileceksin.
Ben derin deniz balıklarının yüzüşünde kör dalgın yosunlara sürünen karnımın arıklığı içinde onların rengini bilemeden
Kendinizi temiz ve berrak tutarsanız iyi edersiniz; çünkü arkasına geçip dünyayı görmeniz gereken pencere sizsiniz.
Doğada herhangi bir şey bize gülünç, saçma ya da kötü gelirse, bunun nedeni nesneler üstünde yalnızca sınırlı bilgi sahibi olmamızdır, doğanın bir bütün olarak düzeni ve tutarlılığını bilmediğimizdendir; her şeyin kendi aklımızın buyruklarına göre ayarlanmasını istediğimizdendir. Aslında aklımızın kötü dediği şey, evrensel doğanın düzen ve yasaları bakımından kötü değildir. Yalnızca, ayrı olarak düşündüğünüz kendi varlığımızın yasaları bakımından kötüdür.
Eğer temel bilimler ile eğitilmiş olsaydık, bu çelişkilerin zamanında farkına varır, önlemini alırdık. Dini eğitim bu algılamayı önleyen eğitimin adıdır. Bu ülkeye yazık etmeyelim…
Bu kadar kusuru görmezlikten geliyor. Ancak en önemlisi normalin ve anormalin ne olduğunu tam bilmiyor. Örneğin deniyor ki; ‘Bak ne güzel yiyecekler verilmiş’. Ne verilseydi aynı şeyi söyleyecektiniz. Başkasını bilmiyorsunuz ki? Ne güzel renkleri görüyoruz diyorsunuz. Başka renkleri tanımıyorsunuz ki bu yargıya varıyorsunuz. Gördüğümüz renkler ışık bandının yüzde biri bile değil. Akıllı bir tasarım olsaydı biz çok daha zengin renkleri görecektik.