Oynadığım kötü adam rolleri yüzünden bazen halen beni telefonla arayarak ana avrat küfredip telefonu kapatıyorlar.
- Henüz kategori yok.
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
-
Hamaney'in Cenazesi ve Savaşın Geleceği: İran'da Yükse…06.07.2026
-
Nevşehir ve İlçelerinde Bugün Vefat Eden Vatandaşlarım…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Erol Taş
"Duvarların Ötesi" filminde benim bir arkadaşımı vurdular ve benim bu arkadaşımı deniz atmam gerekiyor. Fakat arkadaşını denize atan bu kötü adamın (benim) ağlaması gerekiyor ve bu adam (ben) bir ağlamaya başlıyor, arkadaşını denize atıyor tabii, ondan sonrası belki 60 dakika birim saati doldurdum, hıçkıra hıçkıra ağlıyorum ve kendimden tamamen geçtim. Bu herhalde dramın verdiği ağırlıktan olsa gerek. Ama kötü adamı oynadığım zaman gözünün yaşına bakmıyorum. Elimden geldiği kadar o hainliği yapıyorum ve seyircilerim de tahrik oluyorlar, bana bol bol küfrediyorlar ve deşarj oluyorlar. Ben de dünyanın en mutlu insanı oluyorum.
400 liralık bir senedi 6 ay ödemeyen yapımcının kapısına üç çocuğumu alıp dayandım. Bunlara siz bakın dedim. Ondan sonra vicdana geldi de paramı verip derdime derman oldu.
Yeşilçam'ın meşhur Pıtpıt'ı vardı, kahveciydi. Akşama kadar çalışıp 5 lira yevmiye alırdık o zamanın parasıyla. O zaman iyi paraydı. Bu parayı bitirmek için birbirimizle yarışırdık. Akşamları da gelip Pıtpıt'ın kahvesinde yatardık ve bizi bağrına basardı. Ne kadar mutlu günlerdi o günler.
Aslanbey filminde bir Rus generalini canlandırdım. Türklere karşı zalim bir insan. Bu film yıllar sonra Fındıkzade'ye geliyor, oradaki sinemada oynatılıyor. Benim evim de tam orada. Beni soruyorlar filmden çıkanlar. Sivri akıllının biri "Onu bulamayız, çocukları burada ilkokulda okuyor, gidelim onları dövelim" diyor. Gitmişler çocukların ağzını burnunu kırmışlar. Akşam eve gittim, çocukların ağzı yüzü kan, sargı içinde. Evde camlar kırık. Çocukları dövdükten sonra evde nümayiş yapmışlar Rusya’ya ‘burada işiniz yok’ diye. İşte bu kadar iyi kötü adam oynuyorum.