Halk var gücüyle seni ıslıklarken sen kendini alkışlarsan, bunun ne zararı olabilir? İşte kendini alkışlamanı mümkün kılan tek şey deliliktir.
- Henüz kategori yok.
-
Diyarbakır'da Kürt Dilinde Standardizasyon İçin Yeni Y…20.05.2026
-
Balıkesir'de 4 Günlük Sağanak Alarmı: Sıcaklıklar Anid…20.05.2026
-
Ismail Saibari Eredivisie'nin En İyi Oyuncusu Seçildi,…20.05.2026
-
Polonya Voleybol Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası Önce…19.05.2026
-
CHP'deki İç Tartışmalar, Özgür Özel Liderliği ve Medya…19.05.2026
-
Cumhurbaşkanı Kararıyla Çok Sayıda Kamu Taşınmazı ve B…19.05.2026
-
18 Mayıs 2026 Çılgın Sayısal Loto Çekilişi: Rekor İkra…19.05.2026
-
2026 Kurban Bayramı Öncesi Emekli Maaş ve İkramiye Öde…19.05.2026
-
Giresun'da Şaşırtan Görüntüler: Tünelde Ayı Koşusu ve …19.05.2026
-
Hurghada-Münih Uçağı Belgrad'a Acil İniş Yaptı: Kabind…19.05.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Desiderius Erasmus
Özetle sofu adam, maddi ve algılanması mümkün şeylerden, sadece anlattığım örneklerle değil, fakat bütün ömründe uzaklaşır ve bu suretle ölmez, ruhani ve görülmez şeylere yükselmek ister. Mademki hayat adamlarıyla dindarlar birbirine bu kadar zıt hareket ederler, o halde birbirlerine deli gözüyle bakmaları da doğaldır. Bence bu unvana en yakın olanlar dindarlardır.
Keşke din bilimcileri hakkında hiç söz etmeseydim. Çok iyi olurdu. Fena kokulu bir nesneye dokunmak, onu sallamak, doğru bir hareket olmaz. Bunlar alaydan anlayan, önemsiz bir sorun yüzünden alev alan insanlardır. Bunlar, kanıtları üzerime dolu gibi yağdırarak beni tövbe etmeye zorlamak isterler; reddedersem, herkese beni bir “sapkın” diye ihbar edebilirler; iyilikseverlikleriyle onurlandıramadıklarına karşı genellikle kullandıkları korkutma işte budur.
Taştan putlara veya özenle boyanmış ahşap putlara özlem duyacak kadar budala da değilim. Sersem bir kalın kafalı, Muavininin alaşağı edip yerine geçiverdiği müdürün durumuna düşeriz biz tanrılar da o vakit.
Savaş söz konusu olduğunda hiçbir masraftan ve zahmetten kaçınmazlar. Hiçbir şey önemli değildir onlar için. İster hukuk, ister din, isterse barış çiğnensin, hatta insanlık batsın, umurlarında olmaz.
Öyle ya, bir milleti idare etmek işini üzerine almış bir insan, bütün hayatını toplumun çıkarlarına adamak için kendi çıkarlarından vazgeçmiş demektir. O hep milletinin mutluluğuyla ilgilenir.
İnsanın her şeyi iyi tanımasını engelleyen iki şey vardır: biri vicdanın önüne perde çeken utanma, öteki de kendisine tehlikeyi gösterip büyük işlemlere girişmekten yüz çevirten korku.
Türkler ve yeryüzünün dörtte üçünü kapsayan sayısız barbarlar, doğru dine girmiş olmakla övünürler. Boş inanç sahibi alçaklar saydıkları Hristiyanlara tepeden bakarlar.
Mutluluğa rağmen, krallar bana çok mutsuz görünür, çünkü kendilerine gerçeği söyleyecek tek kişi yoktur, dost yerine asalaklara mecburdur.
Her zaman gerçeği olduğu gibi söylemek zorunluluğu yoktur. Önemli olan, gerçeğin açıklanış biçimidir.
Bilge olmak, aklı rehber olarak almaktır; deli olmak ise kendini tutkuların akışına bırakmaktır.
İtiraf edin ki, güzel, hoş olarak yaptığınız ne varsa, hepsini bu deliliğe borçlusunuz.
Kendimi tarif etmek, kendime sınır çizmek olur; Yeteneğimin ise asla sınırı yoktur.