- Henüz kategori yok.
-
Anthony Nwakaeme'den Trabzonspor'a Vefa Dersi: Süper L…06.07.2026
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
-
Hamaney'in Cenazesi ve Savaşın Geleceği: İran'da Yükse…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Çok tuhaftır, fakat insanın üzülme yeteneğinin bir sınırı vardır. Belki de büyük kederler, bir taraftan insanı acıtırken, bir taraftan da duygularını uyuşturuyordu.
Depresyon yaşamak istemediğim bir deneyimdi. … Bu, daha neşeli olmayı olacağınızı hayal etmenin yokluğudur. Umudun yokluğu. Bu, üzgün hisstmekten çok farklı, çok ölü bir duygu. Üzüntü yaralıyor ama sağlıklı bir his. Hissedilmesi gerek yani. Depresyon çok farklı.
Değişim korkusunun ve fiziksel acının hissedildiği yer aynı. Sosyal ya da duygusal acı aynen fiziksel acı gibi gerçek ve yoğun hissediliyor.
Ağlamak, öfke, delice nefret, doruklarda aşk, doyumsuz sevinç, kahreden keder, kısaca hayat ve nefesindir.
Sevgi ile nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. Birisinden nefret ediyorsanız ve bir gün onu yenemeyeceğinizi anladığınız zaman onu sevmeye başlarsınız. Ve yine birisini seviyorsanız ve bir gün onu yenebileceğinizi düşündüğünüz zaman ondan nefret etmeye başlarsınız.
Felâketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan kederler taksim değil zarbedilmiş (dövülmüş) olur.
Çocukluktaki korku bir asi gibi, daima içindeki hücrelerde, itiyor, çekiyor, koruyor ve dolaşıyor.Ben korkularımı yenmeme rağmen, fark ettim ki hala içimdeki devlete korku bitmemiş.
Öfke ve üzüntü, bize, bizi öfkelendiren ya da üzen şeylerin kendilerinden çok daha fazla zarar verir.
Sevdiğimiz kişiyi bir daha hiç görmek istemediğimizi söylerken tam anlamıyla içten değilizdir, ama görmek istediğimizi söylesek de daha içten olmayız.
Eğitim sistemi maalesef çocuklarımızın sadece dersleri ile ilgilenir. Oysa onlar çocuktur! Duyguları , yaşamları,kişilikleri ve psikolojileri olan çocuklar.
Yalnız uğradıklarımız değil, belki hiç uğramayacağımız kederlerin korkusu ile bütün hareketlerimizde felce tutuluruz.