- Henüz kategori yok.
-
Portekiz Ligi'nde Benfica'dan Beklenmedik Puan Kaybı: …07.04.2026
-
İstanbul Bahçelievler'de Otel Odasında İşlenen Kadın C…06.04.2026
-
Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgasıyla Türkiye'de Sı…06.04.2026
-
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü 21 Daimi İşçi Alımı Yapa…06.04.2026
-
MGÜ Bestecilik Bölümü'nün Kapatılma Kararı Gündemde: K…06.04.2026
-
Gheorghe Hagi'nin Romanya Milli Takımı Sözleşme Detayl…06.04.2026
-
23 Nisan 2026 Tatil Durumu: Ulusal Egemenlik ve Çocuk …06.04.2026
-
CHP'de 'Mutlak Butlan' Tartışmaları: Yargı Süreci, Kul…06.04.2026
-
Milli Eğitim Akademisi Ek Atama Sonuçları ve Öğretmen …06.04.2026
-
Survivor Birleşme Partisi'nde Tarihi Buluşma: Deniz Se…06.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#tanrı
Öldüğümde tanrıyla karşılaşırsam "evet şimdi inandım sana" derim ve O da "hoş geldin" der. Çünkü evreni yaratacak kadar yüceyse sanırım bana da hoşgörü gösterirdi.
Pozitif bilimler gelişmeden önce dünyada olup biten iyi şeyler Tanrı’dan bir ödül, felaketler ise bir ceza olarak yorumlanırdı. Artık her şeyin sebebini biliyoruz. Evrim teorisi de neden mükemmel yaratıklar olmadığımızı açıklıyor. Eksik kalmış ya da doğası gereği kötü olan şeylerin hesabını Tanrı’dan sormamıza gerek yok, evrim teorisi kafalarımızda eksik halkayı tamamlıyor.
Evrim teorisi Tanrı’nın varlığını ne inkar eder, ne de teyit eder. Çünkü bilim, doğadaki fenomenleri açıklamakla yükümlüdür. Tanrı ise doğaüstü bir varlık değil mi! Bu konuda bilim ne söyleyebilir ki? Evrim teorisi diyor ki, insanlar doğal bir sürecin sonunda, zamanla meydana gelmiştir. Din de bunu yadsımıyor. Bir kutsal kitabı fen kitabıymış gibi okumak dine yapılabilecek en büyük kötülük bana göre.
Gizemcilik: Görülmeyenin üzerinde hayat sürmek, kendi varlıklarımızı duyunun içinden alıp Tanrı’yla birlikteliğe çekilmek — Tanrısal doğaya katılmaya gayret etmek; kutsallık, budur. Kendilerimize doğrunun ne olduğunu ya da Tanrı'nın isteminin ne olduğunu sorduğumuzda (aynı sorudur bunlar), bunun ardından O’nun ışığında yaşadığımızı söyleyebiliriz.
Tanrı'nın hiçbir gücü yoktur, bizimle iletişim kuramaz, kendini bize açıklayamaz, aslında bunu yapmadı ve bu dinin bizim kendi tatlı icadı olduğumuz.
Ateist olduğumu söyleyecek dürüstlüğüm var. Kişisel bir Tanrı fikrini destekleyen hiçbir şey yoktur.
Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor? Öyleyse o güçsüzdür. Yok gücü yetiyor da önlemek mi istemiyor? Öyleyse o, kötü niyetlidir. Hem güçlü hem de iyi ise kötülük nereden geliyor?
Eğer Tanrılar yeryüzünden kötülükleri kaldırmak istiyorlar da kaldıramıyorlarsa o zaman onlar her şeye gücü yeten değillerdir. Eğer yapabilirler de, yapmak istemiyorlarsa o zaman onlar iyiliksever değillerdir. Eğer onların kötülüğü kaldırmaya ne güçleri ne de istekleri varsa o zaman onlar ne her şeye gücü yeten, ne de iyilikseverlerdir. Ve son olarak eğer Tanrı’lar kötülüğü kaldırma gücüne sahipseler ve kaldırmayı istiyorlarsa o zaman kötülük nasıl ortaya çıkmıştır?
Tanrı insanların dualarını dinleseydi, insanlık çok hızlı bir şekilde ortadan kaybolurdu, zira herkes birbirine beddua etmekten başka bir şey yapmıyor.
Dine karşı asıl saygısız kişi, kalabalığın taptığı tanrıları tanımayan değil, tanrılar hakkında kalabalığın inandığını onaylayan kişidir.
Tanrı onların dualarını dinleseydi, sürekli birbirlerinin aleyhine dua ettikleri için, insanların hepsi yok olurdu.
Âlemi yaradan Tanrı yalnızdır; O’nun şeriki (ortağı) yoktur. Böyle olunca, Tanrı’nın mülkü olan yeryüzüne sahip olan kişinin de şerikinin (ortağının) olmaması gerekir.
Tanrı'nın her yerde olduğu söyleniyor, ama biz insanlar, onu hep bir münzevi olarak düşünüyoruz.