Gerici eğitim sistemi ile beyinleri yıkanan genç kuşaklar yönetimde görev aldıkları zaman; ülke çıkarlarını değil, kendilerini eğitenlerin sözcüleri olacaktır.
- Henüz kategori yok.
-
2026 Dünya Kupası Açılışında Hakem Performansı ve Yeni…12.06.2026
-
Kanada ve Bosna-Hersek Milli Takımları Sahneye Çıkıyor…12.06.2026
-
Žalgiris, LKL Finallerinde Şampiyonluğa Koşuyor12.06.2026
-
Frankfurt'ta Lufthansa'nın Yeni Boeing 787'sinin Ön İn…12.06.2026
-
Türkiye Üretimi Renault Boreal C-SUV Segmentinde Satış…12.06.2026
-
Tanju Çolak'tan Vincenzo Montella'nın Milli Takım Kadr…12.06.2026
-
Instagram ve Facebook'ta Küresel Erişim Sorunu: Kullan…12.06.2026
-
SpaceX, Tarihin En Büyük Halka Arzıyla Borsaya Giriş Y…12.06.2026
-
Kamu Borçlarına Kapsamlı Yapılandırma: Teminatsız Limi…12.06.2026
-
1915 Çanakkale Köprüsü'nde Limak İnşaat'ın Yükselen Pa…12.06.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#siyaset
İrtica saltanatını, bir ülkenin eğitimini ele geçirerek kurar ve böylece kökleşir, kalır.
İdeolojiler, yüzyıllar boyunca ayakta duran barbarlık temeline bir cila çekmek için, bütün insanların paylaştığı caniyane eğilimleri örtmek için icat edilmişlerdir sadece.
Sadece bilge ve erdemli kişilerden kurulu bir akıllı insanlar toplumuna ulaşmanın imkansızlığı anlaşıldı. Belki yığınlar hiç bir zaman filozof olmayacak. Ama toplumları mutluluğa ulaştırmak için, yönetimin bilge kişilere teslim edilmesi de mi mümkün değil? Aklı başında insanlar tarafından yönetilmezsek sonumuzun felaket olacağını görmüyor musunuz.?
Ben, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum andan itibaren, şehri yönetirken, kanala, yalana, talana ve aynı zamanda ranta ve birçok millet aleyhine olan her hususa karşı durduğum için, ben bugün buradayım.
Sanatçılar gibi toplumun önünde olan insanların fikirlerini paylaşması gayet doğaldır. Haddini bilmesi gereken siyasilerdir, bizleriz; sanatçılar, akademisyenler, iş insanları değil. Korkmadan konuşmaya, paylaşmaya devam edin lütfen.
Adama, kişiye, kişilere, gruplara, cemaatlere, vakıflara, derneklere hizmet dönemi bitti!
Mısır’da doğdum. Mısır’da yaşananlar vahşettir. Böylesi bir kıyımın karşısında insanın kalbi dağlanıyor ve tüm vicdanınızla reddiyorsunuz. Mısır’da doğmuş ve büyümüş biri olarak benim hislerim ortalama bir Türk vatandaşının hissiyatının çok ötesindedir.
Türkiye, İsrail’in düşmanı değil. Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile çok yakın çalıştım. Son açıklamalarına ve eylemlerine rağmen, İsrail ile ilişkilerin önemini anladığına inanıyorum.
Liderlik, siyasette ayakta kalma kabiliyeti ile değil, zor zamanlarda zor kararlar verme kabiliyeti ile test edilir.
Propaganda, halkın duymak istediği bir şeyi söylemediği sürece siyasetçiye faydalı değildir.
Karşımızdaki gerçek büyük tehlike, işimize o anda öyle geldiği için özgürlüklerin azar azar yok edilmesidir.
Vakit geldi, hazırlanın. "Yok artık, o kadarını da yapamazlar!" dediğiniz şeyleri yapacaklar. Şakşakçılarını bile "Bu kadarı da fazla!" dedirtecek şeyler olacak.
Gerçek o kadar altta bir yerde değil, bilakis gözümüzün önünde. Yeni bir Orta Doğu kurulacak ve Türkiye burada söz sahibi olmak istiyor. Bunun için de bir alışveriş yapıyor. Başkalarının yapmak istemediği işleri yapacak ve sonunda ülkeye para ve kudret akacak. Beni hasta eden şey bunun adlı adınca söylenmemesi. Onun yerine sanki vicdani bir meseleymiş gibi yutturulmaya çalışılması. Kendi çocuklarının ölümünü, kendi demokrasisinin, insan haklarının mahvoluşunu böyle kılı kıpırdamadan izleyenlerin hepimize Suriye üzerinden vicdan dersi vermesi asap bozucu. Çocuk kandırır gibi!
Sünnetsiz yaşlı moruk Kerry dahi, bir anda fakih oluverdi ve “İslam Devleti İslam’ı çarpıtıyor”, “İslam Devleti’nin yaptıkları İslam’ın öğretilerine karşıdır” ve “İslam Devleti İslam düşmanıdır” gibi fetvalar vermeye başladı. Yahudilerin katırı Obama ise “İslam Devleti’nin İslam’la hiçbir alakası yok” diyerek insanları İslam Devleti’ne karşı uyaran bir şeyh, bir müftü ve bir vaiz kesildi ve bu vaazlar bir ay içinde altı kere tekrar etti. Ve hepsi de İslam Devleti’nin tehlikesiyle alakalı idi. Onlar İslam ve ehli için konuşan fakihlere, müftülere, şeyhlere ve vaizlere döndüler. Tağutların yardımcıları olan sihirbazlarına ve önde gelen yöneticilerine karşı bir güvenleri kalmamış gibi görünüyor.
Tanrı'ya vergi verir misin?"kilise vergi muafiyeti savunucusu sorar. Eğer bir Tanrı olsaydı, kendi yolunu ödeyebilmeli ve kendi işini destekleyebilmelidir. Değilse, o zaman diğer iş adamları gibi yapmalı ve dükkânı kapatmalıdır.
Kilise vergi muafiyeti hepimiz toplama kutularına para damla anlamına gelir, biz kiliseye gitmek ya da değil ve biz kilise ya da değil ilgilenen olsun. Hiçbirimizin kaçmadığı sistematik ve eksiksiz bir soygun.
Bir ateist neden daha fazla vergi ödemek zorundadır, böylece hor gördüğü bir kilise vergi ödememelidir? Bu adil bir soru. Kilise muafiyeti için özür dileyenler buna nasıl cevap verebilir?
Dünya “değişim” diye ayaklanırken burada “tecrübe”, siyasette aranan hasletlerin en kıymetli tahtına yerleşiyor. Yaşlıya talep, yurt sathındaki muhafazakârlaşmanın, değişim kaygısının bir gizli yüzü, bir yan ürünü olarak zuhur ediyor. Ve “siyasetin ihtiyarlar heyeti”nin, “yaşamını değiştirme iradesi göstererek”, işbaşı yaptığı Türkiye, kendine yeni bir yön verme iradesini kaybediyor. İhtiyarlıyor; bir gençlik bayramının arifesinde...
Felsefede yalanın adı "safsata", edebiyatta yalanın adı "mecaz", siyasette "propaganda", ticarette "reklam", gazetecilikte "haber".
Hillary Clinton ABD tarihinin en kötü Dışişleri Bakanı'ydı. Tüm dünya onun döneminde parçalandı. Hillary'yi yenecek kişi ben olacağım.