#kader

Bir kere doğduk, bunun iadesi yok, öyle ya da böyle yaşayacağız işte, bir zaman ve mekân sınırı içerisinde. Yaşarken de bize sunulmuş bazı özgürlükler ve kısıtlamalar var. Artık bir kere doğduktan, yaşadıktan sonra, işte o yaşam sırasında ne kadar kendi hayal ettiğiniz, kendi varlığınızla çok da fazla çatışmayacak şekilde bir hayat kurma özgürlüğüne ne kadar sahibiz? Ve bu özgürlük gittikçe azalırsa ve yok olursa o zaman böyle bir sona kendimiz karar verebilir miyiz veremez miyiz? Bunu sorgulamaya değer. Ama herkes yanıtı kendi biricik hayatı adına verebilir.

Kimi zaman hayatına sızan bir insanın, kimi zaman da hayatına sızan bir cümlenin, önüne çıkıveren bir duvar yazısının, bir şehrin, bir ağacın, bir kitabın ya da şahdamarına nazır çekilmiş bir sustalının, hayatını baştan aşağı değiştirme ihtimalini haiz görünmez gücü, seni belini kavrar gibi ılık ılık teslim alacaktır yabancı.

Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz, savaş sizinle ilgilenir. Savaş kazananı da yorar. Ölüm her şeyi eşit yapan doğal sonuçtur. Ölümden korkmayan ölmez; ölüm kendine koşanları hiçbir zaman vurmaz. Ölüm korkusu, ölüm açısından daha şiddetlidir. Ölüm teşkilatının bir anlamı yoktur. Size yol gösterdim de diyebilirsiniz, ama askeri manada emir vermedim. Kahramanlara emir verilmez.

Keşke demem ama kendimi çok eleştirdiğim olmuştur. Yaşamda insanlar yaşadıkları zaman boyunca çok çeşitli olaylar da yaşarlar ve kararlar verirler. Benim o kararlarla ilgili keşkelerim yoktur. Doğmama karar vermedim, ölümüme de vermeyeceğim. Olması gereken olur. Benim felsefem bu.

Liste
Yükleniyor…