Aslında, kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir hayat yaşar, sonra da ölürüz. Kendimizi her şeyin tamamen anlamdan yoksun olmadığına inandırmak için hayatlarımızı bokla doldururuz; kariyerle, ilişkiyle falan…
- Henüz kategori yok.
-
2026 Dünya Kupası'nda Büyük Karşılaşma: Brezilya - Fas…14.06.2026
-
2026 Dünya Kupası'nda Fas-Brezilya Maçı: Yayın Kanalla…14.06.2026
-
Murat Yıldırım'lı Güller ve Günahlar'dan Nefes Kesen S…14.06.2026
-
Embolo'nun Penaltısı İsviçre'yi Öne Taşıdı: Katar Düny…13.06.2026
-
Vancouver'ın Küresel Spor Etkinlikleri Yolculuğu: Düny…13.06.2026
-
bet365, İsviçre - Katar Dünya Kupası Maçına Özel 365 D…13.06.2026
-
MEB 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Takvimini Duyurdu: A…13.06.2026
-
Malatya'da Kuvvetli Sağanak ve Dolu Yağışı Bekleniyor:…13.06.2026
-
Türkiye'de Süper Hücre Uyarısı ve Küresel El Nino'nun …13.06.2026
-
Tarabya İngiliz Okulları Mezuniyetinde Ünlüler Geçidi13.06.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#hayat
Seç! Sonsuz seçenekler arasından daima, ama daima, kendini seç! Cilalı görüntüler üzerine hayatı seç, tükenerek ve tüketerek yaşamayı seç, arkadaşlarını birer piyon gibi oynatmayı seç, bir zamanlar senin için değerli olan şeyleri parayla, çıkarla, anlık doyumlarla takas etmeyi seç! Adam satmayı seç, içi kof ama dışı ışıltılı şeylerin hüküm sürdüğü dünyada kendi façanı parlatmayı seç! Beğenmeyi değil, beğenilmeyi; sevmeyi değil, sevilmeyi; tanımayı değil, tanınmayı; zihnini açmayı değil, uyuşturmayı; acı ile değil, hazla dibe vurmayı seç! Ekrana yansıyacak görüntüyü sen seç! Ve tüm seçimlerin tükendiğinde, tüketecek şeyler de sona erdiğinde, yine de yaşamayı seç!
Yaşamak iğrenç bir yılgı öyleyse. Kimse ölümün karşısında, her şeyin bir hiç olduğunu bilerek yaşayamaz.
Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler.
Hep aynı şeyi, aynı değişmesi imkansız şey, her zaman...Seneler geçer, seneler birbiri üstüne yığılır, gençler ihtiyar olur, ihtiyarlar ölür, ve insanlar eker, ayirik kökler, bağ budar, kükürt saçar, mahsul kaldırır ve bağ bozar...Daha sonra? Daima ayını şey!!!
İnsan hayatın zorunlulukları, ümitsizlikleri, yorum kabul etmez müthiş gerçekleri içinde düşkün, ağlamaklı, çaresiz kaldığı zamanlarda dünyayı, ömrü anlayacak kadar kültürü,muhakeme gücü varsa her şeyi küçümseyen bir gözle görmeye çare arayan bir filozof kesilir.
İnsanlar ne kadar hüzün veya mutluluk anları yaşasa bütün varlıklar, bütün hayat rüyaları, bütün aşk tatları işte bu idi. Bir varmış bir yokmuş.
Yalnız uğradıklarımız değil, belki hiç uğramayacağımız kederlerin korkusu ile bütün hareketlerimizde felce tutuluruz.
İlk zamanlarda insanın gönül şenliği, mutluluğu sayılan bir şey, sonradan acı bir tasa, bir ağrı yığını oluyor...
İntihar, Tanrı'nın kurduğu bir canlı yapıyı faydasız, belki de zararlı görerek yıkmak demektir.
Hayata, yalnızca aşkın yarattığı canlı hevesle katlananlar, onun kıyıcı, yıkıcı tanesiyle vuruldukları gün artık dünyayı görecek gözleri kalmaz.
Ya paralayıp yiyeceksin; ya paralanıp yeneceksin. İşte hayatın bir takım ahlak çiçekleriyle örtülen gizli anlamı!