Normal zekaya sahip bir insan olup biteni, dinlemeye takılanları, bakanların istifalarını, bilhassa Başbakan'ın 30 senelik dostu Erdoğan Bayraktar'ın açıklamalarını, Sayıştay raporlarını, yargıya apar topar gelen düzenlemeleri vs... yan yana koyarsa sonuçta pis kokuların geldiğini anlar. Bu iki kere iki dört kadar net.
- Henüz kategori yok.
-
Bakan Gürlek'ten 12. Yargı Paketi Güncellemesi: Çocukl…09.04.2026
-
Sürmene'den Burak Yörük ve Erdem Şanlı'ya Anlamlı Hedi…09.04.2026
-
Uluslararası Tepkilerin Ardından Mescid-i Aksa İbadete…09.04.2026
-
Tarsus Ticaret Borsası, Bölge Ekonomisinin Güçlü Aktör…09.04.2026
-
Resmi Gazete'de Yayımlandı: Bekçilik Mesaisine Yeni Sı…09.04.2026
-
Erzurum'da Bahar Sürprizi: Kar Yağışı ve Palandöken'de…09.04.2026
-
TÜRK HAVA YOLLARI (THYAO) Hisseleri: Güncel Piyasa Per…08.04.2026
-
Çorum Bayat'ta 4 Büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi08.04.2026
-
AÖF Bahar Dönemi Sınav Sonuçları ve Gelecek Sınav Takv…08.04.2026
-
Serdar Ortaç'tan Duygusal Canlı Yayın: Hayranlarından …08.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#eleştiri
Zorlu yıllardı, sürgündüm. 1985'te dönünce pek çok söylenti çıktı, yok Başbakan Özal'ın elini öpmüşüm, dönekmişim, şuymuşum buymuşum. Sonra şöyle cevap verdim: Ben döneksem döndüm diye memleketime, döndüm baba, döndüm işte, oh be.*
Cemil Bayık, Duran Kalkan isimleriyle askeri çevirmeden geçtim. Bir gün sonra gittim çevirme noktasına anlattım durumu. "Buradan PKK'nın üst düzey yöneticileri geçmiş diye istihbarat geldi." başta inanmadılar. "Bakın defterinize, giriş çıkış saatlerini, isimleri yazmıyor musunuz?" dedim. Baktılar. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Dönemin Sıkıyönetim Komutanı Korgeneral Aşir Özözer beni çağırdı bu olay üstüne telaşlı bir şekilde "Ne yapacağız?" diye sordu. "Siz ne yaptığınızı, ne aradığınızı bilmiyorsunuz." diye karşılık verdim.
Musul'da kurulan Türkmen partilerinin tek amacı Türkmenleri kontrol altına almak. İçinde bir tane Türkçe konuşan yok.
Siz kalkar, Kürtçe bir TV kurarsanız, Kürtler kendi başına Kürtçe eğitim versin derseniz onları kamçılarsınız. Doğuda Kürtçe konuşmak isteyen yüz bin insanı bulamazsınız ama bu gibi ayrıştırıcı şeylerin içine girerseniz bu sayı artaracaktır.
Devlet ateşkes sürecinde Apo'nun PKK'ya verdiği emirleri biliyor muydu yoksa bilmiyor muydu? Ateşkes filan olmadı, hiç yoktu. Vali diyor ki PKK ateşkes ilan edildiğinden bu yana 200 saldırı yaptı. Askere yapılmadığı için saldırı değeri taşımıyor mu? Oranın halkının can değeri yok mu? Bu da ateşkesi bozmaktır.
İstihbarat yok diye bir şey yoktur. Türk istihbaratı her şeyi en ince ayrıntısına kadar takip edebilmektedir. İcraatta kopukluklar yaşıyoruz.
Türkiye'yi yönetenler ne Türkiye tarihi, ne Kürt tarihi ne de komşu devletlerin tarihi hakkında gram bilgi sahibi değil. Türkiye'yi yönetenler komşularının kim olduğunu dahi bilmiyor.
Apo'ya "Bay Öcalan" diyenler bu ülkenin onurunu yere düşüren kişilerdir. Ne yaptığının farkında değillerdir.
Sınırlara karşıyım. Yani düşünsenize; doğa üzerinde Tanrı'nın ya da herhangi bir varlığın ya da bir şeyin yarattığı ya da kendi kendine var olmuş bir canlının, örneğin biz işte, insanız, çok zekiyiz, vesaire şuyuz... Ya bir kuş o sınırdan geçebiliyor, karınca sınırdan geçebiliyor, kurtçuk aşağıdan sınırdan geçebiliyor, biz geçemiyoruz. Neden? Çok zekiyiz çünkü. Kafamız çok çalışıyor. Kafamız çok çalıştığı için buraya bir sınır çizmişiz ve buradan buraya geçemiyoruz. Ya bu kadar saçma bir şey olabilir mi dünyada? ("Aykırı Sorular"da)
Türkiye’de ‘aydın’ geçinenler ‘Doğu’ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde ‘Batı’ yönünde koşturarak ‘Batılılaştıklarını’ sanırlar!
Bunların hepsi bilirsin ki rolden ibarettir. İşte bizim cumhuriyetimiz de ‘Yaşasın cumhuriyet’ rolünden ibarettir.
Hiç bir yoğurtçunun yoğurt olduğu görülmediği gibi, hiç bir Türkçünün de Türk olduğu görülmemiştir.
Bizde aydın yetişmiyor, diyorlar. Yetişene ne yaptık ki, yetişeceğe hayrımız dokunsun.
Siyasi arenada umut kalmamıştır. Dünyanın hiçbir yerinde siyaset, bir şeyleri düzeltmemiş aksine her şeyi daha da beter etmiştir.
Karl Marx’ın müthiş aptalca bir lafı vardır, diyor ki, “İnsanlar tabiatı yorumlamaya çalıştılar, halbuki maksat onu değiştirmektir”, ulan sana mı kaldı değiştirmek, çünkü ben Marks’ın felsefesinin egemen olduğu yerlerde dolaştım, tabiatın nasıl canına okuduklarını gördüm, bütün Batı Sibirya, o canım ülke mahvolmuş durumda bu aptalların yüzünden.