Yağmuru kimse durduramaz. Hiç kimse yağmurdan kaçamaz. Yağmur her zaman tüm adaletiyle yağar.
- Henüz kategori yok.
-
Fenerbahçe'de Talisca'nın Geleceği Belirsiz: Hull City…07.07.2026
-
NATO Zirvesi Öncesi Kiev'e Yönelik Yoğun Rus Saldırıla…07.07.2026
-
Trump'ın Obama ile Süregelen Rekabeti ve Tartışmalı Ai…07.07.2026
-
ABD Başkanı Trump'ın Türkiye Ziyareti: NATO Zirvesi ve…07.07.2026
-
Beşiktaş'tan Ayrılan Ersin Destanoğlu, Hull City ile A…07.07.2026
-
CHP'de Atama Krizi ve Örgüt Yapılanmasındaki Gerilimler07.07.2026
-
İsmail Kartal'dan İsmail Yüksek transferine net tutum:…07.07.2026
-
SOHO GIYIM VE ENERJI (SOHOE) Hisselerinde Güncel Piyas…07.07.2026
-
Ev Hayalleri ve Gerçekleri: Umut Veren Projelerden Huk…07.07.2026
-
Trabzon'da Turizm Sezonu Öncesi Kapsamlı Temizlik ve A…07.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#doğa
Zaman denilen şey insan eliyle yapılacak değişiklikleri en başta reddedebilecek güce sahipti.
Sadece yaşamak yeterli değil ... Güneş ışığı, Özgürlük ve küçük bir çiçek olmalı.
İnsana gelince tüm söyleyebileceğimiz şuydu : 'Mükemmelleşebilir canlılar olarak doğduk ve asla mükemmel olamayacağız.'
Damla biraz daha küçük veya büyük olamayacağı gibi ben de biraz daha şöyle biraz daha böyle olamam.
Doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.
Ağaçlar yerin gök üstüne yazdığı şiirlerdir. Biz onları devirir, kağıda çeviririz, üstüne kofluğumuzu kaydedebilelim diye.
Ağaç hayat hikâyesini yazabilseydi, onun öyküsü, herhangi bir kavmin tarihinden farklı olmazdı.
Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de.
Zihinsel çok yönlülüğün değişim, tehlike ve belanın telafisi oluşu, gözden kaçırdığımız bir doğa yasasıdır. Çevresiyle kusursuz bir âhenk içinde yaşayan bir hayvan, mükemmel bir mekanizmadır. Alışkanlık ve içgüdü çaresiz kalmadıkça doğa zekâya asla başvurmaz. Değişimin ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur. Yalnızca çok çeşitli ihtiyaçları ve tehlikeleri karşılamak zorunda olan hayvanlar zekâdan paylarını alırlar.
İnsanlara bakıyorum ve dehşete düşüyorum. Sanki içlerindeki hayvan sürekli dalgalanıp kabarıyormuş gibi geliyor.
Yalnızca çok çeşitli ihtiyaçları ve tehlikeleri karşılamak zorunda olan hayvanlar zekâdan paylarını alırlar.
Özellikle genç kuşakların doğaya, dünyaya yeni bir duyarlılığı var. Bunu Türkiye’de de Gezi örneğinde gördük. Kalıplarına saplanmış, hırsla kavrulmuş iktidarların anlamaktan aciz olduğu da bu.
Sorun, kendimizi doğanın parçası olarak görmememiz. Kertenkele, dut ağacı, domuz kadar doğalız. Doğa bizden öteymiş, ayrı canı varmış, hatta canı yokmuş gibi davranıyoruz. On binlerce yıl süren avcı toplayıcı dönemimizde, kısmen de tarım toplumunda böyle değildik. Sanayileşmeyle birlikte doğayı ötekileştirdik. Canına kıyar olduk. Yaşadığımız bir geçiş dönemi.