En büyük arzumuz bu ülkenin insanlarının birinci sınıf demokrasiyi tanımalarıdır. Solun en büyük eksikliklerinden birisidir. İslamiyeti de birilerinin tekeline bıraktık, neden tekeline bıraktık. Haram yemek en büyük günahsa ne zamandan beri haramzadeler bir numaralı İslamcı kesildi. Bunu haykıracağız.
- Henüz kategori yok.
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#demokrasi
Orta Doğu'nun halkları Türkiye gibi olmak istiyor ama Türkiye'nin yöneticileri Orta Doğu yöneticileri gibi olmak istiyor.
27 Mayıs’ta 14 yaşındaydım. Menderes’in asılmasına çok üzülmüştüm. 27 Mayıs’a da, 12 Mart’a da, 12 Eylül’e de karşıyım. Darbelere karşıyım, darbe istemem. AKP’nin iktidara gelişinin arkasında 12 Eylül’ün siyaseti tarumar etmesinin rolü var. AKP’yi millet götürecek.
İstanbul'da ortaya çıkan ve Sarıkamış'taki Varlık gazetesinde tenkide uğrayan Kemalist tabirinin ecnebi gazetelerde de gittikçe yayıldığı hakkında mütalâamı şöylece söyledim: Daima iftihar edeceğimiz Türk milliyetçiliği ve Türk demokratlığı, millî birliğimizi ve millî kuvvetimizi perçinleyen, bir düze de artıran amilleridir. Bu güzel vasıflarımız, Türk varlığını ve Türk kudretini müterakki cihana (ilerleyen dünyaya) en doğru ve en kolay anlatılabilir. Kaynağı bilinmeyen Kemalist tabiri etrafında toplanmış bir azlık ifade ediyor. Halbuki, bütün millet etrafımızdadır. Bunun için dar çerçeveli bir tabire iltifat buyurmayın.
Muhaliflerden Ali Şükrü Ankara’ya makine getirmiş... Tan gazetesini çıkaracakmış... Gâzi yanımda Cevat Abbas’a dedi: Muhalifler matbaa yapıyor da, siz hâlâ uyuyorsunuz. Yakmalı, yıkmalı... Dedim: Paşam, bu tarzda mukâbele doğru mudur?
Kemâlist tâbirinin devâmının sakatlığını Fevzi Paşa’nın yanında Kemâl Paşa’ya bir daha söyledim. Paşam, pekala siz de biliyorsunuz ki bütün gençliğini müstedibler ve diktatörlerle mücadele ederek geçirmiş insanlardanım. Bir milleti ancak demokrasi esasları mutlu yaşatır, birlik ve kuvvet yaşatır.
Ben şahsen şiddet kullanmadan indirilebilen iktidar tipine 'demokrasi' indirilemeyenine ise 'zorbalık' rejimi diyorum.
Farklı fikirlerin uygar bir şekilde savunulabildiği zaman toplumların yaşanabilir hale geleceğine inanıyoruz.
Müslümanlar sandığa gitmedi diyelim. Böyle düşünenler var. Bu ahmaklık olur. Sandığa rey atanların reyi ile bir hükümet teşekkül eder. Bu atılan reylerin çoğu da Halk Partisi gibi dinsizlerin olduğu için onlar iktidar olur. Bu mu daha iyi, yoksa biraz İslam'a meyledeni tutup da neticeye bir adım daha yaklaşmak mı iyi?
Özgür bir ülkede yasalar, toprak sahiplerinin çoğunluğunun kararlarında oluşur ya da oluşmalıdır.
Peki, gerçekten demokratik bir Afrika için umut var mı? Uzun cevap: Sadece eğitimde kıta çapında iyileştirmeler, insan hakları ve halk sağlığı, geçimlik tarım ve kentsel sefalet döngüsünü kıran agresif ve ileri görüşlü bir borç tahliye programı ile birleştirilirse. Kısa cevap: Hayır.
Zengin insanların daha fazlasını kontrol etmesine izin vererek demokrasi kimin akıl almaz zihninde daha iyidir?
‘Çoğunluğun tiranlığı’ topluma karşı bir kötülüktür ve toplum buna karşı korunmalıdır.
İsrail, umudun çocuğu ve yiğidin evidir. Ne zorluklarla kırılabilir ne de başarı ile morali bozulabilir. Demokrasinin kalkanını taşır ve özgürlüğün kılıcını onurlandırır.
Bir ülkenin özgür bir ülke olup olmadığını değerlendirmek için en iyi test azınlıkların sahip olduğu hakların güvence altına alınıp alınmadığına bakmaktır.
Monarşi zorbalığa dönüşür. Aristokrasi, oligarşiye giriyor. Demokrasi, sayıların üstünlüğüne doğru genişler.
Gerçek demokratik ilke, hiç kimsenin halkın üzerinde bir güce sahip olmaması demektir.
Bence yapmamız gereken farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz. Açıkça pozisyonumuzun parlamentoda da yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz. Yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyler hakkında sesimizi çıkarmalıyız. Yaptıklarının bedelini ödemeli. Muhalefetle doğrudan iletişimde olup, Erdoğan’ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, seçimle.