- Henüz kategori yok.
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#baskı
Asıl mesele planlama ya da planlamama değildir. Toplumu baskı altında tutmak ya da özgür bırakmaktır. Mesele, toplumun özgürlük adını verdiğimiz görünmez el tarafından mı idare edileceği ya da zorlama adını verdiğimiz görünür el tarafından mı idare edileceğidir.
Kim mahkemeye veriliyorsa, hapis yatıyorsa, bir yerde yakalanıyorsa daha çok sanatçı oluyor.
Şiddetin aşırı biçimiyse, Herkes'e karşı Bir'dir; ve böylesi, şiddet araçları olmaksızın mümkün değildir.
Evliliğin ardından, Meryem korkan bir kadının neleri sineye çekebileceğini çok iyi görüyordu. Ve kendisi korkuyordu. Erkeğin değişken mizacından, bir anda alevlenen öfkesinden, günlük, sıradan konuşmaları bile bir tartışmaya, bir er meydanına dönüştürme ısrarından ürkerek yaşıyordu; meseleyi bazen yumruklarla, tekme tokatlarla çözmeye kalkıp sonra da bulanık özürlerle geçiştirmesinden, bazen buna bile gerek görmemesinden korkuyordu.
Çatılmış darağaçları / Gelip durmuş kapımıza ölüm / Ses ver sesimize bir ufacık ses / Susarsan / Ya ölürsün ya ölümle birsin
Özgürlükle düzenin ne anlama geldiğini bilmiyorsun! Siz sadece baskıya karşı isyanın ne olduğunu bilirsiniz!
Baskı ve şiddet yalnızlıktan doğar, karakter dünyanın fırtınaları ve dalgaları arasında şekil alır.
Gayet tabii. Zira ben bu hükümetin faşist bir zihniyete sahip olduğunu düşünüyorum. Şimdi Cüneyt sana bir soru soracağım, bana cevap veremeyeceksin: Basın, medya ve şu an sizin bulunduğunuz kanal baskı altında mıdır, değil midir?
Ekmeğini çalıyorlar. Sonra sana ondan bir parça veriyorlar. Sonra sana cömertliklerinden dolayı teşekkür etmeni emrediyorlar. Ne kadar da küstahlar..
Ekmeğini çalıp ondan sana bir parça veriyorlar, sonra cömertliklerine teşekkür etmeni istiyorlar.
Acımasız toplum tüm acımasızlığını kadına yöneltiyordu. Gelenekler her yönden onu bastırıyordu.
Uzun zaman hurafelerle baskı altına alınmış olmasının intikamını, şimdi dinî hakikatleri hiçe sayarak alıyordu...
Dünyanın ihtiyacı olan şey günahtan kurtuluş değil, açlıktan ve baskıdan kurtuluştur; umutlarını Cennete bağlamasına gerek yok, bu dünyadan umut edeceği her şeye sahip.
Özgür insanların tüketmemek uğruna ürettikleri; bu özgürlük, halk arasında baskı ve delilik anlamına gelir.
İçlerine ustalıkla korku, aşağılık kompleksi, ürperiş, boyun eğiş, umutsuzluk, uşaklık aşılanmış milyonlarca insandan söz ediyorum.