- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Sam Harris
İnançlı bir Hristiyan'a karısının onu aldattığını, ya da yoğurt yerse görünmez olacağını söyleseniz o da herkes gibi bunların doğru olup olmadığını anlamak için deliller arayacak ve bunlara herkes ne kadar inanırsa o ölçüde inanacaktır. Ama aynı adama, başucunda tuttuğu kitabın, içinde yazan her türlü inanılmaz iddiayı kayıtsız şartsız kabul etmediği takdirde onu cehennem ateşinde yakacak görünmez bir tanrısal varlık tarafından yazıldığı söylenmiştir ve bu kişi göründüğü kadarıyla bunu doğrulayacak hiçbir kanıt aramamaktadır.
Nasıl fiziği Hristiyanlar keşfettiği halde Hristiyan Fiziği diye bir kavram yoksa, ve nasıl matematiği Müslümanlar keşfettiği halde Müslüman matematiği diye bir kavram yoksa, Hristiyan ve Müslüman Ahlakı diye bir kavram da yoktur. Keşfetmemiz gereken, insanlığın refahına ilişkin gerçek soruları yanıtlayan verilerdir. Bunu yaparken kullanmamız gereken tek araç samimiyetle ve dürüstçe yapılan bilimsel araştırmalardır. Ve eğer dinler, evrendeki herhangi bir konuda haklı çıkarsa bu tamamen şans eseridir.
Dinsel metinlere harfiyen uymayı düstur edinmiş birinin gözünde ılımlı dindar, başarısız bir köktendinci'den başkası değildir. Büyük olasılıkla kendini diğer inançsızlarla birlikte cehennemde bulacaktır. Ilımlılık Tanrı'nın yasalarına tamamen boyun eğmeye karşı bir gönülsüzlükten başka bir şey değil. Bir yandan metinleri harfiyen yaşamaktan geri durup, diğer yandan böyle yaşayanların mantıksızlıklarına göz yuman ılımlılar, inanç ve mantıklarının ikisine birden eşit derecede ihanet ediyor.
Dinsel inancın tehlikesi, sıradan insanların çılgınlık meyvelerini toplamalarına ve bu meyvelerin kutsal olduklarına inanmasına imkan vermesidir. Her yeni neslin çocuklarına dinsel konuların diğer konular gibi haklı çıkarılmasına gerek duyulmadığı öğretildiğinden, medeniyetler hala akılsız ordularla dolup taşmaktadır. Bugün bile birbirimizi eski literatüre dayanarak öldürmekteyiz. Bundan daha üzücü ve saçma bir şey olabilir mi?
Birçok din, kadim cehaletin ve düzensizliğin sayıca az birkaç mefhumunu şöyle bir tasdik edip bize bunları sanki en başından beri var olan hakikatlermiş gibi gösterdi. Sonuç olarak milyarlarca insanın, akıllı tek bir kişinin bile kendi başına inanmayacağı şeylere inanmasına neden oldu.
Bir felaketin ardından hayatta kalanlar için, şefkatli bir tanrı tarafından affedildiklerine, aynı tanrının beşiklerde bebekleri boğduğunu bile bile inanmanın ahlaki açıdan ne denli sorgulanabilir olduğunun yalnızca ateistler farkındadır.
Eğer türümüz kendini savaşlar aracılığıyla yok edecekse, bu, yıldızlarda değil, kitaplarımızda yazdığı için böyle olacak gibi duruyor. "Tanrı", "cennet", "günah" sözcükleriyle şimdi yaptığımız her şey, geleceğimizi belirliyor.
Din kimseye destek olmaz. Dinin kendisinin desteklenmesi gerekir, daimi bir dilencidir. Diğerlerinin çalışmaları sayesinde var olur ve kendisine bağışta bulunan kişileri destekliyormuş gibi davranacak kadar kibirlidir.
Ölüm olmasaydı, inanç temelli dinin etkisi yok denecek kadar az olurdu. Belli ki ölüm gerçeği bize dayanılmaz geliyor, inanç ise mezara girdikten sonra daha iyi bir hayata kavuşacağımız umudundan besleniyor.
İyi veya kötü her şeyin değişerek yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Dünya sanki bizi sırf canı istediğinde midesine indirmek için yaşatıyor. Anne babalar çocuklarını, çocuklar anne babalarını yitiriyor.
Bilgeler, sıradan bir insanın "ben'"dedikleri şeyden sıyrıldığı takdirde evrenin geri kalanından ayrı oldukları hissini giderebileceklerinin binlerce yıldır farkındaydı.
Din, hiçbir insanın emin olmasının mümkün olmadığı şeyler hakkında eminmiş gibi davranmanın saygıdeğer bir davranış kabul edildiği tek tartışma alanıdır.
Tanrı'nın pencerenize çarpan yağmur damlaları yoluyla, Mors alfabesi kullanarak sizinle iletişim kurduğuna inanmanız ise akıl hastalığının göstergesidir.
İnsan zihni, ruhsal deneyimlere meyilli olmakla beraber, bu meylimizi doyurmak için yeterli kanıt bulunmayan şeylere inanmak zorunda değiliz.
Akıl bir düşünce demetidir. Düşünceler düşünen var olduğu için yükselir. Düşünen egodur. Ego arandığı takdirde otomatik olarak yol açılacaktır.
Mantığı önemsemeyen insanlara , mantığın önemini göstermek için mantıklı bir argüman sunabilir misiniz?
Dünyayla ilgili inandığımızı sandığımız birçok şeye, ona inandığımızı söyleyene kadar inanmıyor olabiliriz.
Yalan her yerde ve birçok insan, yalansız bir hayatın neye benzeyeceğini bile akıllarından geçiremiyorlar.
Dürüstlük, başkalarına verebileceğimiz bir armağandır; aynı zamanda bir güç kaynağı ve yalınlık aracıdır.
Ateist, gerçeklikle azıcık irtibat kurarak komşularının fantezi yaşamlarıyla irtibatı epeyce koparmış olur.
Dini Hikayeler insanların hayatına anlam katabilir ama bazı anlamlar açıkça yanlış ve bölücüdür.
Tanrının varlığıyla çelişkili olduğundan, bu dürtü, dinin tarihinden çok mantığıyla ilgilidir.