Ben genç olmanın ne olduğunu biliyorum, Ama sen yaşlılığın ne olduğunu bilmezsin. Bir gün, sen de aynı şeyi söylüyor olacaksın, Zaman akıp gidiyor ve öyküsü anlatılıyor.
- Henüz kategori yok.
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
-
1 Nisan 2026 Akaryakıt Zamları: Motorin Fiyatları Yüks…01.04.2026
-
İstanbul'da Eyüpsultan Merkezli Hafif Deprem: Kandilli…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Orson Welles
Affetmek için iki kişilik erdem lazım. Hem onu affetmek, hem onu affettiğin için kendini affetmek.
Düştüğünüzde ve çıktığınızda hep bir şeyler değişir, bu genellikle arkadaşlarınızın burunları olur.
Bizim cinsimizden olan kuşların tüyleri dişilerden albenilidir; çünkü erkekler varlıklarını kanıtlamak zorundadırlar. Zamanımızın çoğunu 'Bana bak, bana bak!' diye bağırarak geçiririz.
Yalnız doğarız, yalnız yaşarız, yalnız ölürüz. Sadece sevgimiz ve arkadaşlığımız sayesinde bir anlığına yalnız olmadığımız illüzyonunu yaratırız.
Hayatım boyunca enerjimin ve yeteneklerimin ancak %2'sini kullanabildim. Geri kalan %98'i küçük insanlarla itişmekle geçti.
İnanmak ve çalışmak. Gece gündüz çalışmak. Gördüğün ama gösteremediğin yolda yürümek. Sonunda meyvesini verir.
İnsanların birçoğu nezaket kuralı gereği ağzı doluyken konuşmazlar; fakat kafaları boşken konuşmaktan hiç çekinmezler.
Delikanlı sen yaşlılığın ne olduğunu bilmiyorsun ama ben gençliğin ne olduğunu biliyorum.
Bir yazarın kaleme, bir ressamın fırçaya, ama bir film yapımcının bir orduya ihtiyacı vardır.