Diller, dinler ve uygarlıklar dünyanın en şefkatli, hoşgörülü, ötekini kucaklamaya hazır varlıklarıdır. Onları kin ve nefretin aracı haline getiren biziz, bizim çılgın hayallerimiz, ütopyalarımız, ideolojilerimiz ve siyasetlerimizdır.
- Henüz kategori yok.
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
-
AJet'ten İkinci Yıl Dönümüne Özel Yüzde 20 Yurt İçi Uç…02.04.2026
-
Yağışlı Hava Trendyol'da E-ticaret Alışveriş Alışkanlı…02.04.2026
-
Wordle Güncel Çözümleri ve İpuçları: Nisan 2026 Bulmac…02.04.2026
-
Evrim Alasya ve Kerem Alışık Aşklarına Yeniden Şans Ve…02.04.2026
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Mehmed Uzun
Ben, bana benzer karakterleri yazmıştım. Ben bir mağlup ve mağdurdum; bir öteki ve barbardım; bir yabancı ve sürgündüm. Yazdığım ve yazmayı düşündüğüm karakterler de böyleydi işte. Ben onlara hükmetmeye çalışırken, onlar çoktan beni etkileri altına almış, kaderimi kendi kaderlerinin bir parçası haline getirmişlerdi.
Hiçbir politik harekete bağlı olmayan bir yazar olduğumun altını çizmekte ısrar ediyorum. Benim hareketim 'Kürt' dilidir. Kürt propagandası değil. Ancak edebiyat gerçeklerden kopuk olamaz. Benim yazılarım, 'Kürtçe' yazmak konusunda bir karşı duruş olarak kabul görmüştür. Ancak benim yazarlığım evrenseldir. Milliyetçilik, fundamentalizm gibi Ortadoğu'ya ait tüm hastalıklara karşı tavırlıyım.
Sürgün yazarıyım. Dünyaya ait olmak istiyorum. Kürtlerin sesine yer açmak istiyorum. Bazıları göç ettiğimi söylüyor, yazıyor. Göç etmek başka bir şey, sürgün başka bir şey. Babam kansere yakalandığında bir hafta, bir gün, bir saat hiç fark etmezdi. Ona sadece 'elveda' demek için, bir saatliğine geri dönüş için başvuru yaptım. Ricada bulundum. İzin vermediler. Ankara'daki bürokrasi 'Hayır' dedi. Sürgün budur.
İyi bir anlatı yaratmanın en önemli koşulu, hakikatin yaratıcı düşünceyle kurgulanıp, bir insanî vaka, deneyim, duygu olarak, olabildiğince canlı karakterlerle anlatılmasıdır.
Entelektüel çaba ve uğraş her zaman tarihin önündedir. Tarih çoğu zaman bu entelektüel çaba ve uğraşın boyutu, derinliği ve gücüne göre biçim alır.
Ben yasak bir dilde yazıyorum. Ve bu benim yazdığım her türlü sözcüğe yansıyor. Ben o ruh haliyle yazıyorum. Ben bu dili 18 yaşında cezaevinde öğrendim. Musa Anter bana öğretti. Ve bin bir güçlükle bir edebiyat dili kurdum. Bir yazarın sahip olması gereken, yazarlığın sürdürülebilmesi için zorunlu olan hiçbir şeye sahip olmayan biriyim. Ne benim devletim oldu, ne kütüphanelerim, ne üniversitelerim, ne iletişim kanallarım, medyam oldu ne de okuyucularım. Bütün bunları yaratmak gerekiyordu.
Benim romanım farklı olmalı, farklı bir tarihi, farklı insanî öyküleri, farklı kaderleri anlatmalı. Ben yazarken, özellikle bastırılmış, yok edilmiş, sesi kısılmış, kendisini ifade etmekte çok fazla güçlük çekmiş insanların yaşamlarına ilgi duyuyorum. Onları yazmaya çalışıyorum, resmi tarih benim ilgimi çekmiyor.
Romanlarımı yazarken tahammülsüzlüğe karşı tahammülü; vicdansızlığa karşı vicdanı; merhametsizliğe karşı merhameti; birlikte yaşamanın erdem olduğunu işleyerek yoğurmaya çalıştım.
Beni ne modernist, ne postmodernist, ne sürrealist, ne tarihî roman, ne de sosyal realist bir kategoriye koyamazsınız. Ben kendime özgü bir roman sanatı yaratmaya çalışıyorum.
Kürt yok, Kürtçe yok dediklerini duydukça, o kadar kırılıyordum ki... Mahkemede, böyle bir durumda, insan kendini çok güçsüz hissediyor, çaresiz hissediyor. Böyle hukuk olur mu diye haykırmak geliyor içinden...
Kürt olmak ve bir Kürt olarak dünyaya gelmek başlı başına ciddi bir sorun. Bir Kürt gibi yaşamaya çalışmak daha da zor. Ancak en zoru, bir Kürt aydını ve yazarı olarak yaşamak ve uğraş sarf edebilmek.