Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü, Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı. Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.
- Henüz kategori yok.
-
Anthony Nwakaeme'den Trabzonspor'a Vefa Dersi: Süper L…06.07.2026
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
-
Hamaney'in Cenazesi ve Savaşın Geleceği: İran'da Yükse…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Cahit Sıtkı Tarancı
Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum, Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün. Boş yere üzülmekte mana yok, anlıyorum Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün. Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün, Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum.
Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok; Yok bizi arayan, soran kimsemiz. Öylesine karanlık ki gecemiz, Ha olmuş ha olmamış penceremiz.
Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur; Ah aklımdan ölümüm geçer; Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur. Ve gönül Tanrısına der ki: - Pervam yok verdiğin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden!
Var olan bir sen, bir ben, bir de bu bahar. Elden ne gelir ki? Güzelsin, gençliğin var.
Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Bugün hava güzel, Bugün içim içime sığmıyor. Annemden mektup aldım, Memlekette gibiyim. Allaha çok şükür karnım tok; Elimi uzatsam kahve fincanı dudaklarımdadır.
Bir şey ki hava gibi, ekmek gibi, su gibi, Lâzım insana, lâzım onsuz yaşanılmıyor. Ana baba gibi, dost gibi, yavuklu gibi, Kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor.
Suyun kurusun, kanadın kırılsın değirmen Yetişir beni öğüttüğün Bırak cahilliğim saflığım gitmesin elden Bilmek yanmakmış büsbütün.
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.