O el, Tanrı'nın eliydi.
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
2012'de İngiltere'ye attığım golü babamdan daha çok seviyorum. Aslında "karımdan daha çok seviyorum" demek isterdim ama Helena beni eve almaz.
Baliç, Moldovan kaçtı, Baliç, önü açıldı, sağ ayakla vurabilir misin, vurursun, Baliç, şut ve goooolll! İşte bu kadar!
Nefis bir gol! Harika bir gol! Şapka çıkartacaksınız şapka! (Hakan Şükür'ün İsviçre'ye attığı muhteşem bir gol sonrası)
Erhan, bırak... Erhan dokunmadı topa, Chassot, Simoviç, kurtarırsa kurtarır, kurtaramıyor!... Ne kadar kolay goller, ne kadar kolay goller!
Rakip sahanın tam ortası, topun başında yine Prekazi... Ceza alanında Uğur, Tanju... Prekazi vuruyor... Ve gol, ve gol ve gol ve gol ve gooolll!!! İşte gol! İşte gol!!! Bravo Prekazi, bravo Prekazi! Galatasaray 1, Monaco 0 (Galatasara-AS Monaco maçında Prekazi'nin attığı inanılmaz golü anlatırken)
Türkiye söz konusu olduğunda tüm güçlerin planları her zaman tamamen bencilce olmuştur. Yıllardır Rusya, Karadeniz boyunca ve Kafkasya'nın güneyinde kalan Türkiye'nin geri kalanı hakkında hiçbir şey söylememek için İstanbul'a göz dikti ve İngiltere, Rusya'nın bu emelleri gerçekleştirmesini engelleyecek kadar bizi yeterince güçlü tutmaya çabaladı. Sonunda Kayzer, Baltık'tan Basra Körfezi'ne kadar Alman kontrolündeki devletler zinciri planıyla geldi. Rusya bizi haritadan silecek, İngiltere bizi zayıf tutacak ve Almanya bizi güçlü kılacaktı. Onların yüzlerindeki tüm bencil motifler şüphesiz, ama - biz Türkler için, özellikle biz Jön Türkler için hangi alternatifin en az tiksindirici olduğunu merak ediyor musunuz? seleflerimizi çaresiz tutan İngiliz ve Rus diplomasisi ve entrikasının ağına düşmekten kaçınmak için elimizden geleni yapan kim? Almanya'nın Bağdat demiryolu imtiyazını neden aldığına, Hicaz hattının neden Almanlar tarafından yapıldığına ve Almanların askeri teşkilatımızı neden yeniden kurduğuna dair sorunuza cevap vermek için daha fazla şey söylememe gerek yok sanırım.
Durum 2-0 sevgili seyirciler. Goller Hagi ve Arif'ten... Bu tablo bana ünlü Türk bestecisi Hacı Arif Bey'i hatırlattı...
Ince ... Keane ortalıyor, Cantona ... Hiç önemli değil... Hiç önemli değil çocuklar... Hiç önemli değil... Bir gol daha yemeyelim.
Nasıl yükleniyoruz, nasıl bir tempo... Arif, şut pozisyonunda, vuruyor... Schmeichel... Direk... Goooool! Gooooool! Gooooool! Gol Kaan gol! İşte gol! İşte Türkiye! İşte Şampiyonlar Ligi! Golü çağıra çağıra getirdik. Çoğuri isteye isteye getirdik. Şimdi artık gönül rahatlığıyla ben de söyleyebilirim. Sevgili seyirciler, inanın ağlamak istiyorum!
Köşe vuruşu kullanılacak... Pallister geldi yine ön direğe... Kavisli bir tooop... Ve ağlarda!... Ve ağlarda... Evet... provası yapılmış, daha önceden bilinen bir gol. Pallister geldi dedim ön direğe... Ona atılacağı belliydi, beş dakika önce de ona atılmıştı. Ve İngilizler'in her zaman olduğu gibi, ilk 20 dakikada 3-4 gol bulabildiği maçlardan biri mi diye bakıyorum...
Arif, şut açısı buluyor, vuruyor, top ağlarda! Top ağlarda! Dünyanın en iyi kalecisi bu Schmeichel, ama, bizim Arif de öyle bir vuruyor ki, köşedeki örümceği alıyor! Maç yeniden başlıyor. Her şey bitmedi! Bu sefer, 20 dakikada 3 gol 4 gol yok! Galatasaray direnecek! Yürek yüreğe demiştim, işte bir şut, bir gol!