İş insanı temizliyor, güzelleştiriyor, kendisi yapıyor, etrafıyla arasında bir yığın münasebet kuruyordu. Fakat iş aynı zamanda insanı zaptediyordu. Ne kadar abes ve mânâsız olursa olsun bir işin mesuliyetini alan ve benimseyen adam, ister istemez onun dairesinden çıkmıyor, onun mahpusu oluyordu. İnsan kaderinin ve tarihin büyük sırrı burada idi.
- Henüz kategori yok.
-
Trabzonspor, Savunma İçin Samsunspor'dan Rick van Dron…20.05.2026
-
Fenerbahçe'de Başkan Adaylarından Sezon Öncesi Büyük T…20.05.2026
-
Dolar/TL'de Yükseliş Eğilimi: Jeopolitik Riskler ve Kü…20.05.2026
-
Yerel Yönetimlerde Gündem: Ünye'den Kiralama İhalesi D…20.05.2026
-
Kullanıcıları İkiye Bölen Instagram Şipşak Özelliği: D…20.05.2026
-
Bahçelievler Belediyesi'nden Kapsamlı Hizmet ve Yeni D…20.05.2026
-
AKOM'dan İstanbul'a 5 Günlük Yoğun Yağış Uyarısı: Haft…20.05.2026
-
Fuat Oktay'ın 'Yetki Belgesi' İddialarına Yönelik Sess…20.05.2026
-
Bruno Fernandes, Premier Lig'de De Bruyne ve Henry'nin…20.05.2026
-
Prof. Dr. Naci Görür'den Marmara Depremi ve Kentsel Dö…20.05.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Bir kişiye yapılan haksızlığı her insan yüreğinde ve bilincinde duymalıdır bütün ağırlığınca.. Bu sorumluluk bilinci kurulmamışsa, her yeni haksızlık “ kader “ gibi benimsenir bütün toplumda. Oysa, ne yoksulluk, ne de haksızlık “ kader “ değildir. Yoksulluğun ve haksızlığın nedenleri vardır. Bunları birer birer saptayıp, toplum önünde haykırmak gerekir.
Tarihin, kendisini değiştirdiklerini sanan insanları değiştirmek gibi bir alışkanlığı vardır.
İlahların insanoğluna iz bırakan işler başarma şansını bir defadan fazla verdikleri çok az görülmüştür.
Goethe tarihe, "Tanrı'nın gizemli atölyesi " der. Bu gizemli atölye; ayrıntılarla uğraşmaz; sıradanlığa aldırış etmez.
Lamı cimi yok. Bugünün huzurlu, yarının güzel olmasını istiyorsan dün yaşadıklarından ibret almayı bileceksin. Eğer unutursan, tedbiri elden bırakırsan, gereğini yapmazsan, yarınlar sana dünden farklı bir şey getirmiyor. İnsanlar için olduğu gibi devletler için de bu durum böyle.
İnsanların kader dedikleri çoğu zaman sadece kendi kendilerine yaptıkları aptal oyunlar.
Bu dünya tarihinin girdabına yanlışlıkla kapıldığıma aslında kaz çobanı olmak üzere doğmuş biri olduğuma inanacak birini bulmam lazım.
Hepimizin içinde zenginliğe ya da fakirliğe sağlığa ya da hastalığa ve özgürlüğe ya da köleliğe izin veren güç yatar. Bunları kontrol eden başkası değil biziz.
Emellerini, dünyadaki her türlü kötülüğe çanak tutan müstevlilerin emelleriyle tevhid eden ikiyüzlüleri de bilmek zorundayız. Rabbimiz onlara da fırsat vermesin inşallah. Bu sebeple de çalışmak, çalışmak ve dahi çalışmak en başlıca görevimiz olmalıdır. Toplumumuzun, milletimizin, ümmetimizin ve dünya insanlarının iyiliği ve hayrı için çalışmak her birimizin birincil vazifesidir. Ülkemizi gelişmiş ülkeler ligine çıkarmak için de elimizden geleni yapmak zorundayız.
Bilim adamlarının, işin uzmanlarının sözü, bizim için dini bir emir gibidir. Uzmanları dinleyeceğiz. Bundan sonraki süreçte onları dinlemek zorundayız. Geçmişte dinlemediğimiz için başımıza felaket gelmişse bunu kaderle ifade etmeyeceğiz. Kader bu değil, kader akıllı düşünmektir, tedbir almaktır.
Hiçbir kişi, kesin olarak kendiniz geçmeniz gereken yaşamın akıntısı üzerinde bir köprü inşa edemez, hiçbir kişi ancak sen kendinle ve tek başına.
Kendimden başka hiç kimse düşüşümden sorumlu değildir. Ben, kendimin en büyük düşmanı, felaketli kaderimin nedeniyim.