İnsan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa..!
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Belki de insanlık sorunun temeli, ölüm gerçeğini inkar edebilmek için yaşamlarımızın tüm güzelliğini feda etmemiz, kendimizi totemlerin, tabuların, haçların, kanlı adakların, kiliselerin, camilerin, ırkların, orduların, bayrakların, ulusların içine hapsetmemeizdir. Oysa elimizdeki tek gerçek, ölümün kendisidir.
Biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem.
Dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.
Zenciler köleliği kabul eden tek halktır çünkü sahip oldukları insani özelliklerin derecesi düşüktür ve hayvanlar basamağına yakındırlar. Köleliği kabul eden diğer halklar bunu rütbe veya nüfuz kazanmak için yaparlar. Buna örnekler doğudaki Memlük Türkleri ve [İspanya'da] devlet hizmetine giren Frenkler ve Galiçyalılardır.
İnsanlık dokularını gözden geçirmek bize, işler ne kadar zorlaşırsa, kendine güvenme gereksiniminin o kadar yayılmasını öğretir. İnsan toplumunun ilerlemesini yönlendiren, birbiri ardına gelen problemler olduğu için, problemlerden korkmamak gerekir. Tarihin çarkını hiçbir zorluk durduramazdı. Pek çok zorlukla karşı karşıya kaldığımızda, güvenimizi kaybetmemeli, korkmamalı veya yılmamalıyız. Bunun yerine, güveni sağlamlaştırmalı ve her şeye rağmen ilerlemeliyiz.
Eskiden “mahalle” içinde az katlı, yüksek tavanlı, kendimize mahsus evlerde yaşardık. Şimdi çok katlı, basık tavanlı, birbirlerine tıpatıp benzeyen apartmanlardan oluşmuş sitelerle “otel konforunda akıllı rezidans”larda yaşıyoruz… “Ev” deyip geçmeyin, yaşanan mekânın karakteristik özelliklerinin insanüstünde belirleyici ve kalıcı etkisi olduğunu bilim söylüyor.
Şöyle uzakta durup baktığım zaman, insana inanmayanların önderliğinde giden insan yığınlarında, bana son derece dokunan bir şey var.
Hepimiz başkalarına yardım etmek için buradayız; Diğerleri ne için buradalar, bilmiyorum.
Değişiklik yapmamız lazım, biz insanlar olarak değişiklik yapmayı düşünme zamanımız geldi. Hadi yemek yiyişimizi değiştirelim, yaşayış şeklimizi değiştirelim ve birbirimize davranış şeklimizi değiştirelim, eski yolun işe yaramadığını göreceksiniz. Hayatta kalmak için yapmamız gerekeni yapmak bize bağlı.
Yaşamın, teknolojinin, bilimin vesaire belirlediği düzen ve akış yerine; doğanın ve kendi belirlediğin akışı ve düzeni belirle. O zaman yaşamdan zevk alacaksın, dene de gör.