Hocam Cübbeli ismi nereden geliyor? Terzi dükkanında 3 tane Ahmet olunca onlar da cübbe giymeyince ayırsınlar diye, hangi Ahmet? Cübbeli Ahmet oldu. Kalışı buradandır.
- Henüz kategori yok.
-
Yağışlı Hava Trendyol'da E-ticaret Alışveriş Alışkanlı…02.04.2026
-
Wordle Güncel Çözümleri ve İpuçları: Nisan 2026 Bulmac…02.04.2026
-
Evrim Alasya ve Kerem Alışık Aşklarına Yeniden Şans Ve…02.04.2026
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Ben iki yaşında babasız kaldım. Bütün çocukluğum ve gençliğim korkunç bir hastalığa ve fakirliğe karşı mücadele içinde geçti. Kimsesiz, sıhhatsiz, parasız ve talihsiz kaldım. Orta sekizden yukarı okul görmedim. Hastalık, cehalet ve sefalet ejderleriyle boğuştum.
Charlie Chaplin, Monte Carlo'da Charlie Chaplin'e benzeyenler yarışmasına katıldı ve üçüncü oldu aslında bütün hikayem bu.
Çok hassas yaşlardan itibaren denize gittim ve bugüne kadar deniz yaşamında devam ettim. Nerede yelken açtıysam oraya yelken açtım.
Bana Memur Kemal Efendi diyebilirsiniz, İşçi Kemal diyebilirsiniz, halkçı Kemal diyebilirsiniz ama Kalpazan Kemal diyemezsiniz.
“Almanya’ya göçmemin iki nedeni var; Biri can güvenliğimin yok olması. İkinci, 1963’te Amerika’dan dönerken bir hafta aralarında kaldığım işçilerimizin yaşamını daha yakından görme isteği...”
“Dikenlerin arasından gelmiş bir yazarım ben. Yüzyıllarca karanlıkta bırakılmış köylerin birinden, Akça Köydenim. Ailem yoksuldu. Kırk bayır kırk iki dönüm toprağımız vardı. Birkaç yerde anlattım, anam babam okuma yazma bilmiyordu. Köyümüze geçten geç açılan ilkokul yalnızca üç sınıflıydı. Evimizde bir tek kitap yoktu. Cumhuriyet beni götürdü, açtığı Köy Enstitüsünde eğitti, öğretmen yaptı; elime kalem verdi yurdun yazarları arasına kattı. Şimdi düşünüyorum, yokluktan geliyorum.”
“1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır...”
İtalya'daki bazı çocuklar bana "Mama Jazz" (Jazz Anne) diyor; bence bu çok tatlı. Tabi "Grandma Jazz"(Jazz Büyükanne) demedikleri sürece.
Kurallarım yok ama saçlarımı kestirmem. Annem bazen sinirlenince "Saçlarını keseceğim!" der. Kesilsin istemediğimi bildiği için böyle korkutuyor işte.
Yaşamım içimdeki ham duyguları sıralanmış sözcüklere, işlenmiş düşüncelere döndürmekle geçti.
Yüzer gezer konuşmalar yapamam, çünkü içlerinden hangilerinin katılaşacağını bilemem.
Ömür sizlere kısa gelmiş olabilir ama bana çok uzun geldi, ne çok şimdiyi üst üste koyuyorum da elli altıncı yaşımı hala bitiremiyorum.
İnsan anatomisini bilirim, hayatım çünkü kadavrada boşuna ar damarı aramakla geçti.
Değil Freud bilgisi, "ruh" kelimesinin bile olmadığı ücra köyde ruhumu yararak analiz yapmış gibiyim kendime, vaktiyle ahırda ameliyat yaygındı bu ülkede.