Günümüzde ezenleri temsil eden ve çıkarı uğruna yoksul ulusları boyunduruğu altında tutan EMPERYALİZM'dir.
- Henüz kategori yok.
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki İran Savaşı ABD'nin Küresel Dengesini ve…02.04.2026
-
Kapadokya Tanıtım Serisinde Yeni Dönem: Go Türkiye, Ün…02.04.2026
-
Hapoel Tel Aviv'e EuroLeague'den Ağır Ceza: Playoff Ya…02.04.2026
-
Bitcoin Piyasasında Karışık Sinyaller: Yükseliş Umutla…02.04.2026
-
Ramazan Tetik'in Vefatı Derin Üzüntü Yarattı: Sanat Dü…01.04.2026
-
Marmaray'da Katener Arızası: Seferler Tek Hattan Yapıl…01.04.2026
-
Erzincan'da Yüzeye Yakın 2.8 Büyüklüğünde Deprem: Can …01.04.2026
-
Kandilli Rasathanesi'nin 115 Yıllık İklim Hafızası Yap…01.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Nereden geliyoruz? Ayrı ayrı bitişik evlerde izole olmaktan, beton varoş şehirlerden, hapishane hücrelerinden, yetimhanelerden ve özel ünitelerden, medyanın beyin yıkamasından, tüketicilikten, bedeni cezadan, şiddeti reddeden ideolojiden, depresyondan, hastalıktan, rezaletten, utançtan, insanların alçalmasından, emperyalizm tarafından sömürülen bütün bir halktan geliyoruz.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra, dünya tekelci kapitalizminin silah gücünü NATO ve onun içindeki Birleşik Amerika temsil etmektedir.
Emperyalizmin dayattığı bu uluslararası işbölümünde, Türkiye gibi azgelişmiş ülkelerin yeri, az kâr, az gelir getiren işleri yapmaktır.
Emperyalist eğilim, yalnız otoriterliği değil, saldırganlığı da beraberinde taşıyor...
Demokrasi ve liberalizmden, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı ve Avrupa Ortak Pazarı'na kadar; fikir ve kuruluşlar plânında iç içe bir yumak olarak şekillendirilen "Yeni Dünya Düzeni", Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'nın birbirleriyle rekabet ortamı içinde de olsa bizim gibi ülkelere biçtikleri parya statüsünde müşterek, bir hegemonya sistemidir... Elbette "hayır!" diyoruz: Ülkemizden başlayarak teklif ettiğimiz "Yeni Dünya Düzeni"miz ile!..
Siz Amerikalılar; Üçüncü Dünya ülkelerine Iraklı bir köylünün yeni gelinine davrandığı gibi davranıyorsunuz. Üç gün balayı ve ardından tarlalara doğru yola çıkış.
Siz Amerikalılar; Üçüncü Dünya ülkelerine Iraklı bir köylünün yeni gelinine davrandığı gibi davranıyorsunuz. Üç gün balayı ve ardından tarlalara doğru yola çıkış.
İnsanlar benim güvenliğim yok diyor ben sömürülüyorum, bunlar benim öncelikli meselemi konuşmuyorlar diyor. BUNLARI KONUŞUN!
İnsanların döktüğü kanı savaş kârlarıyla altına dönüştüren bütün ülkelerin kapitalistleri, bu savaşın; anayurdun korunması, demokrasi ve tahakküm altındaki ulusların kurtuluşu için yapıldığını ileri sürmektedirler. Yalan söylüyorlar!
O uğursuz emperyalizmin pis uşağı kenan evrenin,bizim vergilerimiz ve devlet korumasıyla o yaşa kadar yaşamasını midem kaldırmıyor.
Biz gerçek emperyalizmle er geç hesaplaşmak zorundayız... Bunu gerçekten yapmadıkça, Batıya hizmet teklif etmekle, belayı başımızdan defedemeyiz.
Yurtseverliğe saldıranlar ya emperyalist cephenin parçasıdır, ya işbirlikçi ya da fazlasıyla saf!
Siyaset, sömürü ve rant için kullanılıyor. Hayvanlara yaşatılan bu işkenceyi kabul etmiyoruz.
... Ancak çocuk gibi düşünen adamlar şöyle ihtimal edebilirler ki, topların kanunları tarihin kanunlarından güçlüdür, güya Nankin'de ateş açmakla tarihin tekerini tersine çevirmek mümkün... Emperyalizm tarihinde korkutma siyasetinin kendi "temelleri" vardır. Ancak şüphe yok ki, bu siyaseti yararsız ve hiçbir sonuç vermiyor.
Geçmişte ve günümüzde tüm siyasetin sağlam bir şekilde tesis etmek açısından tek amacı vardır hükümdarların gücü ve böylelikle fakirlerin zenginler tarafından sömürülmesinin sağlanması.
20. asrın başında coğrafyamız üzerinde dönemin egemen güçlerinin çizdiği politik sınırlar sadece “politik” sınırlardır.
Emperyalizm, bütün dünyada, sömürge dünyasının en ücra köşelerinde olduğu gibi, kapitalist iktidarının anavatanında dahi sayısız proleter yiğınlarını finans kapital denilen bir avuç plütokrasinin (zenginler saltanatının) önünde boyun eğmeye zorluyor.
Kan ve altın yetmeyince, herkes Amerika'ya gırtlağına dek borçlandı. Amerika'nın papaz ruhlu hacıağları milyonerleştiler.