Elde edilecek bir çıkarı olduğu halde adaleti düşünen, tehlike karşısında hayatını hiçe sayan, verdiği sözü unutmayan, tam insandır.
- Henüz kategori yok.
-
Trabzonspor, Savunma İçin Samsunspor'dan Rick van Dron…20.05.2026
-
Fenerbahçe'de Başkan Adaylarından Sezon Öncesi Büyük T…20.05.2026
-
Dolar/TL'de Yükseliş Eğilimi: Jeopolitik Riskler ve Kü…20.05.2026
-
Yerel Yönetimlerde Gündem: Ünye'den Kiralama İhalesi D…20.05.2026
-
Kullanıcıları İkiye Bölen Instagram Şipşak Özelliği: D…20.05.2026
-
Bahçelievler Belediyesi'nden Kapsamlı Hizmet ve Yeni D…20.05.2026
-
AKOM'dan İstanbul'a 5 Günlük Yoğun Yağış Uyarısı: Haft…20.05.2026
-
Fuat Oktay'ın 'Yetki Belgesi' İddialarına Yönelik Sess…20.05.2026
-
Bruno Fernandes, Premier Lig'de De Bruyne ve Henry'nin…20.05.2026
-
Prof. Dr. Naci Görür'den Marmara Depremi ve Kentsel Dö…20.05.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Sen doğru ol da varsın sanan eğri sansın. Lâkin sakın unutma ki; Sen kendini bir şey sanmadığın sürece doğru insansın.
İnsanlığın en büyük görevi adaletli ve merhametli olması. Zira adaletten ve merhametten yoksun insan şeytanın çırağı haline gelir.
İki gözlü balık, üç gözlü yılan, dört gözlü insan, kimin kalbinde kaç göz varsa üstün olan odur; sadakat, basiret, minnet, itidal, adalet, merhamet, iyi niyet, saflık, mizah, yaratma tutkusu ve aşk insan kalbini dolu bir peteğe çeviren gözlerdir.
Ne savaşta ne de hukukta bir adamın ölümden kaçmak için her yolu kullanmaması gerekir. Eğer bir adam savaşta silahlarını atar ve peşindekilerin önünde diz çökerse bu şekilde ölümden kaçabilir herhangi bir şeyi söylemeyi veya yapmayı kabul etmesi halinde de ölümden kaçabilir. Zor olan, dostlarım, ölümden kaçınmak değil haksızlıktan kaçınmaktır; çünkü o (haksızlık) ölümden daha hızlı koşar.
Bir insanın hayatını kırabilecek en önemli şey, muazzam bir haksızlığa uğramışlık duygusudur.
Bir bölük insanın milyonlarca insanın yiyecek-içeceğini yiyip yutabildiği bir ülkede, hangi erdem, hangi mutluluk olabilir ki?