Biz hiçbir şeyin milyonda birini bile bilmiyoruz.
- Henüz kategori yok.
-
Anthony Nwakaeme'den Trabzonspor'a Vefa Dersi: Süper L…06.07.2026
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
-
Hamaney'in Cenazesi ve Savaşın Geleceği: İran'da Yükse…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Altmış yıl önce her şeyi biliyordum. Şimdi ise hiçbir şey bilmiyorum. Eğitim, kendi cehaletimizin aşamalı olarak keşfedilmesidir.
Doğa karşısında cehalet, tanrıları doğurduysa; doğaya ilişkin bilgi onların yıkımını sağlayacaktır...
Doğa konusundaki bilgisizlik tanrıların doğumuna neden olmuşsa, doğa konusundaki bilgi de onların yıkımı anlamına gelir.
Doğadan edindiğimiz her bilgi, tanrıları öldürmektedir. Tıpkı bilmediklerimizin tanrıların doğumuna sebep oluşu gibi.
Bilim, bilgi ve cehaletin sınırında ilerler. Biz bilmediklerimizi itiraf etmekten korkmuyoruz; bunda utanılacak bir şey yok. Utanılacak tek şey, tüm cevapları biliyormuş gibi davranmamızdır.
Her kültürün bir yaratılış efsanesi vardı. Ama modern bilim, Galileo, Kopernik, Kepler ve Newton’dan başlayarak bu sorulara yanıt vermeye başladı. Soru soruyu açtı ve Güneş Sistemi’nden başlayarak yavaş yavaş nasıl bir evrende yaşadığımızı anlamaya başladık. Henüz “her şeyi” bildiğimizi iddia etmekten çok uzağız; ama birkaç yüzyıl öncesine göre çok şey biliyoruz.
Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum; ama ben kendimi, henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğu bulduğunda sevinen bir çocuk gibi görüyorum.
Her şeyi bildiğini düşünen bu insanlar, bizler (araştıranlar) için büyük bir baş belâsıdır.
Esasında hayatta iki şey vardır: Bilim ve şahsi düşünceler. İlki bilgiye yol açar, ikincisi cehalete.
Artan mesafe ile bilgimiz kaybolur ve hızla kaybolur. Sonunda, loş sınıra ulaşıyoruz - teleskoplarımızın en üst sınırları. Orada, gölgeleri ölçüyoruz ve neredeyse daha önemli olan yer işaretleri için hayalet ölçüm hataları arasında arama yapıyoruz. Arama devam edecek. Ampirik kaynaklar tükenene kadar, rüya gibi spekülasyon alanlarına geçmemiz gerekmiyor.
Bilimin temel amacı basitliktir ve daha çok şeyi anladıkça her şey daha basit hale geliyor.