Başarmak istediğimin ne olduğunu soracak olursanız yanıtı farkındalık yaratmaktır ki o zaten öğretmenin başlangıcıdır.
- Henüz kategori yok.
-
NATO Zirvesi'nde VIP Konuklara Özel TOGG Limuzinler Ta…06.07.2026
-
Anthony Nwakaeme'den Trabzonspor'a Vefa Dersi: Süper L…06.07.2026
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Benzer Sözler
Öğretmenler olarak sisteme dışarıdan bakmayı öğrenmeniz, nerede bozukluk var görmeniz gerekiyor.
Profesörü tanımak da yetmez. O milletin "öğretmenlerini de" tanıyacaksın, kafa orada oluşur. Bugünkü Türkiye’nin hâlini de öğretmenlerinden anlarsın. O iyi değilse, memleketin hâli de iyi değildir. Öğretmenin içinde “ışık” ve denge duygusu varsa, o ülke de belirgin nitelik vardır.
Türkler uğrayabileceği bütün aldatmacalara uğradı. Son ocaktayız. Artık her Türk tüttürülmesi gereken son ocakta bulunduğu bilincine ermelidir.
“Ben belli imkânlara sahibim, Kolej’de okuyorum, İsviçre’de, Fransa’da yüksek tahsil görüyorum; benden çok daha fazla yetenekli olan ve bu tür bir tahsilden çok daha fazla fayda sağlayabilecek kimseler bunu yapamıyor,” diyerek bir eşitsizliğin varlığını ve bu eşitsizliğe karşı olmak gerektiğini, çok küçük yaşlarımda hissettim.
İnsanı kendine ve topluma yabancılaşmaktan alıkoyacak, içerisinde gömülü bulunduğu hâlden çıkartacak olan tarih bilincidir.
Çocuklarımız için Erken Çocukluk Eğitim Takvimi hazırladık. Bir velimiz veya öğretmenimiz, '365 gün boyunca bir çocukla ne yapılır, nasıl yapılır bütün bunları her gün takvim yaprağında bulma imkanına sahipler.
Novalis demiştir ki; Düşümüzde düş gördüğümüzü görmeye başlayınca uyanma zamanı yakındır.
Okul müdürü etrafında bir huşu atmosferi yaratmalı ve kendi mükemmelliği karşısında hayretlere düşmüş bir edayla yürümeli.
Eğer bir nesil cehaletin mutluluk olduğunu sanarak yetişirse, bir sonraki nesil cehaletini bile fark edemeyecektir. Çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecektir.
Düşünce, bir sabah kaçırılmış olanın anısıyla uyandırılmayı bekler - ve böylece öğretiye dönüşmeyi.
İlk öğretmen, ilk bilgi veren insan annedir. Buradan hareketle eskilerimiz anneye 'öğreten, terbiye eden' anlamında 'mürebbiye' derlerdi; mürebbiye ile Rabb aynı kökten sözcüklerdir.
Bilinç, ‘ben’imin aslı esâsıdır. O ilkin, ‘ben’imin ‘dünya’yla kesişen yöreleriyle, yânî bedenimle, bünyemle ‘ben’i tanıştırır. Sonra ‘ben’imin bittiği yerde başlayan dünyayı bana tanıtır.
Öğretmen dilsizse çocuklar cezalandırılma korkusu; öğretmen konuşkansa çocuklar utanma duygusu yaşar.