İnanılmaz derecede toleranslıyız. Diğerleri, “Bir domuz pastırması sandviçiyle baştan çıkamaz mıydınız?” Diye sorduğumuzda her zaman kibarız. ”Aslında, bildiğim çoğu vegan, neden vegan olduklarını açıklamak konusunda oldukça cömert davranıyorlar, çünkü çoğunlukla soru sorduğumuz zaman et yiyenlerle dolu bir yemek masasında oturuyorlar ve cevap vermek oldukça kaba görünüyor. Ancak, şu anda bir akşam yemeği partisinde olmadığımızı görmek, işte etik bir durum…
- Henüz kategori yok.
-
3 Nisan 2026 Cuma Namazı Vakitleri ve Kılınışı: Diyane…03.04.2026
-
Diyanet 3 Nisan Cuma Hutbesi: Ümmet Bilinci ve Birlik …03.04.2026
-
3 Nisan 2026 Ankara Cuma Namazı Saati ve Kılınışı Deta…03.04.2026
-
Kayseri'de Ezan Vakitleri ve Kent Yaşamına Etkileri Me…03.04.2026
-
AÖF Sınav Giriş Belgeleri Erişime Açıldı: 2026 Vize Ta…03.04.2026
-
Bakanlık Sahte Gıdaları İfşa Etti: Eker Peynir Dahil B…03.04.2026
-
Leyla The Band, 13 Yıl Aranın Ardından Sahnelere Geri …03.04.2026
-
LGS Sınav Tarihi Resmen Değişti: Yeni Tarih 13 Haziran…03.04.2026
-
Emekli ve Memur Maaş Zammı Hesapları: Temmuz 2026 İçin…03.04.2026
-
Mert Hakan Yandaş Bahis Soruşturmasında Hakim Karşısın…03.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Toplumsal Eleştiri
Et yiyenlerin tıpkı sigara-tütün alışkanlığı olanlar gibi bu bağımlılıktan kurtulmaları için tedavi edilmeleri gerekir.
Günlük iş içermeyen düzmece yaşam tarzlarına alışmış yüksek rütbeli kişilere anlamak zor gelir.
Galiba seyirciler de şaşırdı. Mahatma Gandhi nasıl olur da Nobel Barış Ödülü almaz? Sadece Peres değil, İsrailli İzak Rabin de Barış Ödülü aldı. Nobel Barış Ödülü’nü en çok İsrailliler alıyor. Dünya barışına çok hizmet ettikleri için çok ödül alıyorlar!
Bugün İtalya, Fransa, Hollanda, Avusturya, Almanya başta olmak üzere neredeyse tüm Avrupa’da tıpkı Endülüs’te olduğu gibi, Müslümanları, Yahudileri ve tüm yabancıları dışlayan, ötekileştiren ve Avrupa’dan sürmek isteyen çok kuvvetli bir rüzgâr esiyor.
O çayı içen biri geri zekâlıdır... Ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü, hayatı uzatabilirim, kısaltabilirim, her şeyi yapabilirim. Peki benim köyümdekiler, anasının kuzusu çocuklar, 16 yaşındaki kız o neyi düşünsün, hangi felsefeyi düşünsün? Onun annesi hangi felsefeyle acısını yumuşatsın? Sen kimsin, o acıları onlara tattırabiliyorsun? Bu ülkenin politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. Kendi onuruna sahip çıkmış, kendi kişiliğine sahip çıkmış haline ihtiyacı var.
Ne var ki her yandan «düşünmeyin! aklınızı kullanmayın!» diye bağırıldığını işitiyorum. Subay, «Düşünme, eğitimini yap!», maliyeci «düşünme, vergini öde!», din adamı «düşünme, inan!» diyorlar.
Dogmalar ve kurallar, insanın doğal yetilerinin akla uygun kullanılışının ya da daha doğru bir deyişle kötüye kullanılmasının bu mekanik araçları, erginleşme ve olgunlaşma için sürekli bir ayakbağı olurlar.
Artık ilkçağlarda avcılıkla yaşanan bir dönemde değiliz, pazarlar, marketler çeşit çeşit yiyecekle dolu. Hayvansal besin almadan sağlıklı yaşanabildiği de ortada. Öyleyse nedir bu hayvan kesip yemeye olan düşkünlük?
Evinde muhabbet kuşu ya da akvaryum olan, sokakta bir iki kez kedi köpek okşayan kendine hayvansever diyor, birkaç saat önce el kadar bir kuzunun etini yemiş de olsa.
Bunca hayvanı katledip hastalık kapılıyor. Sonra da o hastalıklardan kurtulmak için daha çok hayvan katledilip aşı peşine düşülüyor. Bu, bana hiç mantıklı gelmiyor.
Yaralanan kediyi kurtarıyor, ona içi parçalanıyor ama arkasından gidip kuzu kebap yiyor. Çünkü ona yemesi öğretilmiş.
Bir hayvanı yemek için katletmekte sorun yok ama giymek için katletmek şeytan işi.
Kocasına sadık Alman kadını %1 yoktur. Tabii sayarım. Hiçbir Alman, 'Bu çocuk benimdir' ve çocuk da, 'Bu benim babamdır' diye kati bir iddiada bulunamaz.
Bazı erkekler vasat doğar, bazı erkekler vasatlığı başarır ve bazı erkeklere de vasatlık yüklenir.