Siyonizme karşı mücadelenin antisemitizmle hiçbir ortak noktası yoktur. Siyonizm, dünyada hem Yahudilerin hem de Yahudi olmayanların, dünyadaki işçilerin düşmanıdır.
- Henüz kategori yok.
-
İstanbul Bahçelievler'de Otel Odasında İşlenen Kadın C…06.04.2026
-
Balkanlardan Gelen Soğuk Hava Dalgasıyla Türkiye'de Sı…06.04.2026
-
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü 21 Daimi İşçi Alımı Yapa…06.04.2026
-
MGÜ Bestecilik Bölümü'nün Kapatılma Kararı Gündemde: K…06.04.2026
-
Gheorghe Hagi'nin Romanya Milli Takımı Sözleşme Detayl…06.04.2026
-
23 Nisan 2026 Tatil Durumu: Ulusal Egemenlik ve Çocuk …06.04.2026
-
CHP'de 'Mutlak Butlan' Tartışmaları: Yargı Süreci, Kul…06.04.2026
-
Milli Eğitim Akademisi Ek Atama Sonuçları ve Öğretmen …06.04.2026
-
Survivor Birleşme Partisi'nde Tarihi Buluşma: Deniz Se…06.04.2026
-
2026 Altın Fiyatları: Orta Doğu Gerilimi ve Faiz İndir…06.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
siyaset
Siyonizm; Filistin'de bir Yahudi burjuva devleti örgütlemeyi amaçlayan ve Yahudi işçi sınıfı kitlesini proletaryanın genel mücadelesinden izole etmeye çalışan, Yahudi küçük ve orta burjuvasını toplayan gerici ve milliyetçi bir harekettir.
Herhangi bir Dışişleri Bakanı, cansiperane "barış görüşmeleri" isterse, emin olun ki mensup olduğu hükümet yeni savaş gemileri ve uçaklar için siparişleri çoktan vermiştir.
Alçak burjuvazi tamamen yenilene kadar; servetine el koyulana kadar, proletarya mutlaka bir askeri güce sahip olmalı, mutlaka bir "proleter muhafızlarına" sahip olmalı ve bu sayede ölmekte olan burjuvazinin karşı-devrimci saldırılarını püskürtmelidir.
... Ancak çocuk gibi düşünen adamlar şöyle ihtimal edebilirler ki, topların kanunları tarihin kanunlarından güçlüdür, güya Nankin'de ateş açmakla tarihin tekerini tersine çevirmek mümkün... Emperyalizm tarihinde korkutma siyasetinin kendi "temelleri" vardır. Ancak şüphe yok ki, bu siyaseti yararsız ve hiçbir sonuç vermiyor.
Sizi açıkça uyarmam gereken kötü bir alışkanlığınız var. Kürsüye kim çıkarsa çıksın, ne söylerse söylesin, hepsini yürekten bir alkışla karşılıyorsunuz! Yaşasın özgürlük deniyor, alkışlıyorsunuz. Yaşasın devrim deniyor, alkışlıyorsunuz. Bu elbette çok doğru bir şey. Ama birisi çıkıp da kahrolsun silahlar dediği zaman gene alkışlıyorsunuz. Acaba silahsız bir devrimin başarıya ulaşma şansı olabilir mi? Kahrolsun silahlar diye bağıran bir kimse acaba nasıl bir devrimcidir? Bunu söyleyen bir konuşmacı devrimci değil, bir Tolstoycu olsa gerek. Ama neci olursa olsun, bir devrim düşmanıdır, halkın özgürlüğünün düşmanıdır. Kazanmak için gerçekten neye gereksinimimiz var? Üç şeye. Bunu iyi kavrayalım ve akıldan çıkarmayalım: Birincisi silah, ikincisi silah, üçüncüsü gene silah.
Sosyal demokrasi faşizmin bir kanadıdır, faşizm ve sosyal demokrasi ikiz kardeştir. Sosyal demokrasi, işçi sınıfı içindeki emperyalist pasifizmin ana kanalıdır. Yeni savaşlara ve müdahalelere hazırlıkta kapitalizmin işçi sınıfı içindeki ana elemanı, sosyal demokrasidir. İşçi sınıfı hareketinin içindeki sosyal demokrasiyi bitirmeden kapitalizmi bitirmek mümkün değildir!
Reformizm, sosyalizmi uzak bir hedef olarak görür, bundan öte bir şey değil, ve gerçekte sosyalist devrimi reddeder ve sosyalizmi barışçı araçlarla kurmayı amaçlar. Reformizm, sınıf mücadelesini değil, sınıf işbirliğini savunur.
Sovyet düzeni, galiba bu bayların (kapitalistler) hoşuna gitmiyor. Kapitalist düzen de bizim hoşumuza gitmiyor. Milyonlarca işçi yoksulluk içinde yaşar ve açlıktan ölürken, bir avuç insanın masallardaki gibi bir hayat sürdüklerini bilmek de bizim hoşumuza gitmiyor!
Bu savaş başka türlü bir savaştır. Herkes sistemini ordularının erişebildiği yere kadar empoze eder. Bu başka türlü de olamaz. Eğer şu anda Paris'te komünist bir hükümet yoksa, bunun sebebi 1945 yılında Sovyet ordusunun oraya erişecek kadar güçlü olmamasıdır.
Tarihten gelme "Rus" geriliğimizi arkada bırakarak, sanayileşme yolunda, sosyalizm yolunda var hızımızla ilerliyoruz. İşlenmiş maden ülkesi, otomobil ülkesi, traktör ülkesi olmaktayız. Ve Sovyetler Birliği'ni otomobile ve mujiği traktöre bindirdiğimiz zaman varsın o "uygarlıkları" ile övünen saygıdeğer kapitalistler, bize ulaşmaya çalışsınlar. Hangi ülkenin geri, hangi ülkenin ileri olarak nitelendirileceğini o zaman göreceğiz.
Eğer sermaye, Sovyetler Cumhuriyeti'ni dağıtmakta başarılı olursa ne olacak? Bütün kapitalist ve koloni ülkelerde karanlık bir karşı saldırı çağı başlayacak, işçi sınıfının ve ezilenlerin boğazlarına yapışılacak ve uluslararası komünizmin bütün cepheleri kaybedilecektir.
Bir hükümetin şekli ülkenin yapısından gelmelidir. Hükümet, bir ülkenin doğal unsurlarının dengesinden başka bir şey değildir.
Politik bebek olarak doğar, büyümeleri zaman alır, yetişkinliğe eriştiğinde çevresine ışıltılar saçar ve zaman ilerledikçe ışıltısını yitirmeye başlar. Bu canavarın doğumuna ilişkin bilgilere son olarak şunu ekleyeceğim: Dünyaya iğnesiz gelirse ölü doğar, iğnesini kaybettiği zaman da arılar gibi ölür.
Politik bir yalan bazen yerinden edilmiş bir devlet adamının kafasından doğar ve onu izleyen bir ayaktakımı güruhu da bu yalanı besleyip büyütme görevini üstlenir.
Hükümdarlara edilen en büyük hizmetler, tutkularını karşılamakta gösterilen kusurla teraziye vurulunca, ne de çabuk değerden düşüyor.
Kralların ellerinin en uzak noktalara dek ulaşabildiğini sıkça duymuşuzdur; keşke kulakları da o kadar uzak noktalara ulaşabilseydi.
Özgür bir ülkede yasalar, toprak sahiplerinin çoğunluğunun kararlarında oluşur ya da oluşmalıdır.