Kişisel Duygular

'Tabii, kızıyorum. Çok, çok kızgın ve öfkeliyim. Yapmadığım bir şey için kilitlenmeyi sevmiyorum ve özgürlüğümün götürülmesini sevmiyorum ve hayvan gibi davranılmayı sevmiyorum ve insanların etrafta dolaşıp arzu dolu gözlerle bakmasını sevmiyorum sanki bir çeşit tuhaf gibiyim, çünkü değilim.

Mücadele, mücadele, mücadele... Vallahi mücadeleden bıktım. Hükûmetle mücadele, muhalefetle mücadele, eski siyasilerle mücadele, komünizmle mücadele, irtica ile mücadele, basın ile mücadele; velhasıl mücadelesiz bir günüm geçmiyor. Yine de bazı çevrelere yaranamıyorum. Ne yapayım ben böyle hayatı... Hoş geldin 1987 yılı... Kim bilir bu sene de nelerle mücadele edeceğiz?

Geride bıraktığım üç sene içerisinde hiçbir günüm yok ki onu birkaç kere hatırlamış olmayayım. Sabah kahvaltısında, yemekte, akşam yatarken hep o karşımda. Üç sene geçti fakat o bir türlü gözlerimin önünden ayrılmadı. Dünyada yalnız kalmak kadar zor bir durum yokmuş. Başa gelmeden anlaşılmıyor. Şimdiye kadar gözlerim yaşlı kaç günlerim geçti. Hele akşamları yalnızlık bütün ağırlığıyla kendini hissettiriyor.

... Köşk'e gelir gelmez tuvalete girdim ve hüngür hüngür, rahatlayıncaya kadar ağladım ve açıldım. Hatıra defterine o gün ... şunları yazmışım: "Sözde cumhurbaşkanı oldum. Sevinmem lazım değil mi? Nerede!.. Her an yalnızlığın verdiği üzüntü içerisindeyim. Hep onu, her zaman onu düşünüyor ve düşündükçe de üzüntüm artıyor. Allah sabır ve metanet versin."

Liste
Yükleniyor…