Eğer görelilik, sabit kategorileri ve nesnel ölümsüz gerçeğin taşıyıcısı olma iddiasındakileri hor görme anlamına geliyorsa; o zaman, faşistin tutum ve faaliyetinden daha göreli hiçbir şey yok demektir. Bütün ideolojilerin eşit değerde olduğu gerçeğinden yola çıkarak, biz faşistler, kendi ideolojimizi yaratma ve onu, kapasitemizin olanak verdiği tüm enerjimizle güçlendirme hakkına sahip olduğumuz sonucuna vardık.
- Henüz kategori yok.
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Felsefi Sözler
İnsanlar çoğu zaman bir şeye sırf onu planlayacak bir yetkileri olmadığı için ya da hoşlanmadıkları kişiler tarafından planlanmış olabileceği için karşı çıkarlar.
Özgürlükte, cesaret ve kahramanlık eylemlerinde insan doğasını kendi üzerine çıkaran belirli bir coşku vardır.
Erkekler, çoğunlukla tutku dürtüsü tarafından yönetilen makul hayvanlardan ziyade akıl yürütürler.
İnsanlığın kutsal hakları, eski parşömenler veya küflü kayıtlar arasında didik didik aranmamalıdır.
Kendine hakim olan bir birey için ne onur, ne onursuzluk, ne görev, ne hak ne yasa gereklidir.
Anne babalar, teyzeler, mürebbiyeler, Seninle ilgili her şey ters yüz olur, Alışkanlıklar, eziyetler ve acılar hayatla yüzleşme cesaretini kırana kadar.
Biz, inmek için yükseklere çıkar, yükselmek imkanı bulmak için aşağılara ineriz.
İnsanoğlunun en büyük zaafı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanması. Hatta bütün yiyecekleri, hayvanları ve doğayı kendine sunulmuş bir nimet sanıyor. Evren dediğimiz bütün içerisinde, kendisini diğer canlılardan ayrı tutuyor. Çevreyi istediği gibi kullanıyor. Yıkıyor, yok ediyor. Halbuki insanoğlu bu evrende zincirin sadece küçük bir parçası. Bunu reddederek aslında kendisine bir hapishane yaratıyor. İnsanın bu yanılgıdan kurtulması en büyük özgürlük. Tabii bu da tam olarak mümkün olmayabilir ama bu çabanın kendisi de bir özgürlük.
Deneyimleyebileceğimiz en güzel coşku gizemli olandır. O, tüm gerçek sanat ve bilimin gücüdür. Bu coşkuya yabancı olan kişi merak hissedemez ve endişe içinde tam bir ölü gibi sürüklenir. İçini kavrayamadığımızın gerçekten varlığını bilmek… En yüksek ve en coşkun neşeyle yavaş gelişen yeteneklerimiz; bu bilgi, bu his ile en ilkel biçimlerinde iken kavranabilir ki bu gerçek dindarlığın merkezidir.
Artık yağ olmadan, et olmadan, balık olmadan yaşıyorum ve bu şekilde gayet iyi hissediyorum. Daima insanın bir etçil olarak doğmadığını düşünmüşümdür.
İnsanların görmek istediği gerçekleri, onların geçtiği yola ayna olarak koyarız, tıpkı sabah kalkan insanın aynaya baktığı gibi. Çünkü aynaya bakmazsanız siz nasıl göründüğünüzü bilmezsiniz ama sizi gören sizin nasıl göründüğünüzü bilir. Yaşadığımız bütün sorunlar için şöyle bir denklem geliştirdim; dün bugünü hazırlamıştır, bugün yarını hazırlayacaktır.