- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Etik
Kötülük, yani tembellik olmasa; akıl sahibi bir varlığın kendisine borçlu olduğu şeyden söz edildiğini artık duymama arzusu olmasa, kimse hata yapmaz.
Özgürlük ve eşitlik, kendiliğindenlik ve güvenlik, mutluluk ve bilgi, merhamet ve adalet - tüm bunlar, yalnızca kendileri için aranan nihai insani değerlerdir.
Evcil hayvanlara sığırlara verdiğimiz tepkiye sahip değiliz. Köpek yiyemeyiz ama domuz yiyebiliriz. Ama domuzlar da köpekler kadar zekidir, hatta daha fazla.
Neden bazı hayvanları kucakladığımızı ve diğerlerine çatal koyduğumuzu merak etmeye başladım.
İnsanların hayvan yemeyi yamyamlık olarak göreceği günlerin gelmesi -işte budur benim hayalim.
Entelektüel bağımsızlık, eleştirel zeka, tepkiye boyun eğmek değil, tersine boyun eğmemek demektir.
İnsan, bir aslanı öldürmek istediği zaman ona spor der: Bir aslan onu öldürmek istediğinde ise buna vahşet der.
İşleyebileceginiz en büyük günah, başkasından nefret etmek değil, ona kayıtsız kalmaktır. İnsanlık dışı olmanın özü nefret değil, kayıtsızlıktır.
İyi ahlak, insanlar arasında bir nezaket alışverişidir; bu alışverişte yer almayan değersizdir.
Ağzınızdan barış ve şiddetsizlik sözleri çıkarken, ağzınıza acı ve ölümün ürünleri giriyorsa, bunun hakkında düşünmeniz gerekir.
Bir dahaki öğününüzde kendinize bir başkasının acı çekmesine ve ölümüne değecek kadar zevk aldığınız bir şey olup olmadığını sorun.
Bir hayvana acı çektirip onu öldürmenin en önemsiz çıkarlarımızla gerekçelendirilebileceğini düşünmemizin tek açıklaması, kibrimiz ve ne yazık ki şiddet eğilimimizdir.
Eğer hayvanlar etik anlamda bir önem taşıyorsa ister “endüstriyel hayvancılıktan” ister “aile çiftliklerinden” gelsinler, ister ölü bedenlerinin üzerinde “mutlu sömürü” logoları damgalanmış olsun onları yemememiz, giymememiz, herhangi bir biçimde kullanmamamız gerekir. Sadece damak zevki ve moda anlayışımız için başka hissedebilir varlıklara herhangi bir düzeyde acı çektirmemiz ya da eziyet etmemiz için hiçbir gerekçe olamaz.
Bir canlının var olmasından bir şekilde sorumlu olmamız, ona kendi kaynağımız olarak muamele etme hakkını bize vermez. Öyle olsaydı, kendi çocuklarımıza da, kaynağımız olarak muamele etmemiz meşru olurdu. Ne de olsa onlar da bizim eylemlerimiz ve kararlarımız -çocuk doğurma kararlarımız ya da kürtaj yaptırmama kararımız- olmasa dünyaya gelemezlerdi.
Onları istismar etmenin ahlaksız ve adaletsiz olduğunu tanımak için hayvanları sevmek zorunda değilsiniz. Ama hayvanları seviyorsanız, ancak sömürülerine katılmaya devam ederseniz, sevginin ne anlama geldiğine dair fikrinizi yeniden düşünmeniz gerekir.
Türcilik ahlaki açıdan sakıncalıdır, çünkü ırkçılık, cinsiyetçilik ve heteroseksizm gibi, kişiliği alakasız bir ölçütle ilişkilendirir. Türbilimi reddedenler ırkçılığı, cinsiyetçiliği, heteroseksizmi ve diğer ayrımcılık biçimlerini de reddetmeye kararlıdır.