Bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur. İnsan aklı anlaşılmazlığın engin okyanusunda barınacak bir ada sağlar. Her kuşağa düşen iş, bu okyanustaki adaya biraz daha toprak katarak büyütmektir.
- Henüz kategori yok.
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
-
AJet'ten İkinci Yıl Dönümüne Özel Yüzde 20 Yurt İçi Uç…02.04.2026
-
Yağışlı Hava Trendyol'da E-ticaret Alışveriş Alışkanlı…02.04.2026
-
Wordle Güncel Çözümleri ve İpuçları: Nisan 2026 Bulmac…02.04.2026
-
Evrim Alasya ve Kerem Alışık Aşklarına Yeniden Şans Ve…02.04.2026
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
Epistemoloji
Bilinen sonlu, bilinmeyen sonsuzdur; entelektüel olarak, açıklanamaz bir okyanusun ortasında bir adacık üzerinde duruyoruz.
Bilmediğimiz şeyler bizi felakete sürüklemez. Bizi felakete sürükleyen şeyler gayet iyi bildiğimizi sandığımız fakat öyle olmayan şeylerdir.
Dünyayla ilgili inandığımızı sandığımız birçok şeye, ona inandığımızı söyleyene kadar inanmıyor olabiliriz.
Benim bilgime güvenin bu bilgiler gerçekliği kanıttır kanıtlamak düşünmeyi gerektirir.
Dünyadaki başka insanların bana dünya hakkında söyledikleri, benim dünya deneyimimin çok küçük ve önemsiz bir kısmıdır.
Gerçeğin tersine, düşündüklerimiz ve duyduklarımız birbirinden kopuk, çelişik ve çok biçimlidir.
Akıl, bence insan zihninin algılar veya düşünme gibi doğal yeteneklerini kullanarak elde ettiği fikirlerden yapılan çıkarımlarla eriştiği önermelerin ya da doğruların kesinliğinin veya olasılığının bir keşfidir.
Hepimiz dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi ön yargılı algılarımız ile gözlemleriz. Dolayısıyla, gerçekten bilebileceğimiz tek şey kendimiziz.
İnsan zihninde, doğuştan gelen hiçbir bilgi ve düşünce yoktur. Bildiğimiz şeylerin temelinde duyu ve deneyimler vardır.
Doğuştan bilgi yoktur ve insan zekası doğduktan sonra dolmaya başlayan bomboş bir levha tabulası dır.
Bütün gerçeklere karışmış hatalar vardır; insanın zihninde hala kesin olacak kadar mükemmel olan hiçbir şey yoktur.