Doğru, yaşamayı seviyoruz; ona alışmış olduğumuzdan değil ama sevmeye alışmış olduğumuzdan.
- Henüz kategori yok.
-
İYİ Parti, Osmaniye ve Zonguldak'ta Yeni Katılımlarla …07.07.2026
-
Ankara, Kritik NATO Zirvesi'ne Ev Sahipliği Yapıyor: D…07.07.2026
-
12 Dev Adam, FIBA Dünya Kupası Elemeleri'nde Namağlup …07.07.2026
-
SOHOE Hisseleri: Güncel Piyasa Performansı ve Şirket G…07.07.2026
-
BIST Şirketlerinde Halka Arz, Yatırım ve Finansal Yapı…07.07.2026
-
Yanlış Çay Tüketimi Organ Sağlığını Tehdit Ediyor: Bil…07.07.2026
-
Merdan Yanardağ'ın 'Siyasi Casusluk' Davasında Tutuklu…07.07.2026
-
NATO Zirvesi'nde VIP Konuklara Özel TOGG Limuzinler Ta…06.07.2026
-
Anthony Nwakaeme'den Trabzonspor'a Vefa Dersi: Süper L…06.07.2026
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#yaşam
Doğanın kötülüklerini tanımayı öğrendikçe ölümü, toplumun kötülüklerini tanımayı öğrendikçe de yaşamı hafife alırız.
Yaşamak on altı saatlik acımızı uykuyla yatıştırdığımız bir hastalıktır. Uyku geçici bir çaredir. Ölüm ilaçtır.
Bu kadar adam gördüm, içlerinden hiçbiri dünyadan hoşnut değil, hiçbiri de dünyadan gitmek istemez.
Hareket gerçekliktir, çünkü hareket yaşamdır, gerçeklikle yaşam ise aynı şeydir. Yaşamın en temel öğesi emek olduğuna göre gerçekliğin de en temel öğesi demektir; gerçekliği en şaşmaz biçimde belirleyen şeyse onun akla dayalı oluşudur.
Bizim kuşak ninnilerle yaşlandı. İnsan gibi insanca yaşayamamanın sebebine uyanamadan çekip gideceğiz ne yazık ki.
Yaşam yoksa var etmek gerekir onu. İnsancılığın başlıca temelidir bu. İnsana saygısızlık, bu temele boş vermekten kaynaklanır: “Nasıl olsa ölecek değil miydi?” Celladın sözüdür bu. “Var mıyım, yok muyum?” sorusu yalnız doğaya değil topluma da başkaldırmayı simgeler. Barışseverlik; savaştır, korkaklık değildir.
Okula gideceksem, yaşamıyorum. Askere alacaklarsa, yaşıyorum. Nüfus kağıdı istersem, yaşamıyorum. Vergi alacaklarsa, yaşıyorum. İş ararsam, yaşamıyorum. Ceza keseceklerse, yaşıyorum.
İnsanın kendi canı öyle tatlıdır ki, bal bile onun yanında çok tuzlu kalır! (Büyünün Gözleri; 2000, Perde II, Sahne III, p. 52)