İnsanların önemli bir kısmı, emrin meşru bir otoriteden geldiğini algıladıkları sürece, eylemin içeriğine bakılmaksızın ve vicdan azabı duymadan kendilerine söyleneni yapıyorlar.
- Henüz kategori yok.
-
Endonezya'da 7.4 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Uyarısı …02.04.2026
-
DNA Kanıtıyla Çözüldü: Ted Bundy, 51 Yıllık Cinayet Do…02.04.2026
-
Mart Ayı Enflasyon Beklentileri ve Kritik Açıklanma Ta…02.04.2026
-
Bodrum Masalı'nın Yıldızı Serel Yereli, Londra'da Sade…02.04.2026
-
TCMB Güncel Döviz Kurları: 1 Nisan 2026 Tarihli Veriler02.04.2026
-
Mart 2026 Enflasyon Verileri Açıklanıyor: Memur, Emekl…02.04.2026
-
A101 2 Nisan 2026 Aktüel Kataloğu: Teknolojiden Ev Yaş…02.04.2026
-
Türkiye 2026 FIFA Dünya Kupası'na Katılmaya Hak Kazand…02.04.2026
-
2 Nisan Burç Yorumları: Yıldızlar Sağlık, Aşk ve Kariy…02.04.2026
-
Ortadoğu'daki Çatışmasızlık İyimserliği Piyasaları Hız…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#vicdan
Sorumluluk duygusunun ortadan kalkması, otoriteye boyun eğmenin en önemli sonucudur.
Belki de zorluk, vicdana otoriteye karşı daha iyi bir şans verecek siyasi yapıyı icat etmektir.
Oynaması gerekirken insanlığın ayıbı olarak hayattan kopmuş bir bebeğin dramını görmek içimi acıtıyor.
Kendini boşuna harcamış olur insan, dilediğine ulaşıp da sevinç duymazsa. Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi, yıkmakla kazandığın yapmacık bir mutluluksa.
Kadın, çocuk, hayvan, engelli ve çevre hakları. Bunlar laf ebeliğiyle, şişinmelerle, göz boyamacı kafa tutmalarla insanlık vicdanında giderek azalan notlarımızı yükseltebilir mi? Aynı dersten, yüz yıl çakmak sadece ayıp değil, ahmaklık da değil mi?
Bazen kendimizi çok gelişmiş bir bilgisayar, vicdanı da Allah'ın çipi olarak düşünürüm ben.
Bütün büyük dönüşümler, hayata vicdan gözüyle bakan vicdanlı insanların gücüyle gerçekleşir.
Doğrudur veya yanlıştır, taraftar olunur veya olunmaz, bir bilim adamı olarak kabul ettiğim metot, görüş ve düşüncelerimden dolayı kime karşı sorumluyum? Yaşadığım çağa ve topluma karşı.
Ölçüsüz isteklere kapılmış, kibirle başkalarını hor görmüş, zorbalıkla zaferler kazanmış, kalleşçe ihanet etmiş, namussuzca kazanç sağlamış, sınırsız bir açgözlülük göstermiş, utanmazca savurganlıklar yapmış kişi, kaçınılmaz olarak korkar kendi belleğinden.
Baskıyla din olmaz. Olduğunda dinsizliği bana zorla diretilen dine tercih ederim.
Kürt sorunu aramakla bulunmaz, sorunu görmek için göz değil, akıl ve vicdan gerekir (İçişleri bakanı İdris Naim Şahin'in "Hangi Kürt sorunu, arıyorum bulamıyorum" cümlesine karşılık)
Ben ahlaksızlık yaparak ya da kuralların dışına taşarak bir başarı kazanmışsam onu bir başarı olarak algılamam, onu kendi açımdan bir yenilgi olarak algılarım.
Gerekenleri söylemiyorsan, hatta yalan söylüyorsan belki para kazanırsın ama insanlığını yitirirsin.
Hayvanlar ve insanların aynı madde ve tozu paylaştığına ilişkin bu son derece basit ve sorgulanamaz gerçek, insanların zihinlerinde yer ettiği zaman, hayvanların gerçekten hakları olacak ve canları rezil bir serserinin ruh hali ve vicdansızlığına bağlı olmaktan kurtulacaktır. Ancak o zaman, şarlatan doktorlar sayısız hayvan üzerinde en cani işkenceleri deney adı altında uygulayamayacak, tüm tuhaf ve cahilce arzularını gerçekleştiremeyecekler.
İktidardaki siyasetini asla onaylamadığım, onaylamamak şöyle dursun şiddetle nefret ettiğim Adnan Menderes'in, o müeddep, (edepli) alçakgönüllü ve yumuşak cevapları, beni duruşmalar sürüp gittikçe düşündürmeye başlamıştı. DP liderlerinin suçlu oldukları ve cezalandırılmaları gerektiği konusunda herhangi bir tereddüdüm yoktu. Ama giderek, "Bebek Davası" ve "Köpek Davası" gibi, ipe sapa gelmez gerekçelerle açılan davaların, yargı mekanizmasına başlangıçtaki güvenimin, yerini yavaş yavaş, kuşkulara bırakmasına neden olduğunu hissediyordum.