- Henüz kategori yok.
-
NATO Zirvesi'nde VIP Konuklara Özel TOGG Limuzinler Ta…06.07.2026
-
Anthony Nwakaeme'den Trabzonspor'a Vefa Dersi: Süper L…06.07.2026
-
2026 KPSS Lise, Ön Lisans ve Lisans Başvuru ile Sınav …06.07.2026
-
Erling Haaland'ın Rekor Performansı, Sergen Yalçın'ın …06.07.2026
-
Öğle Namazı: İslam'da Gün Ortası İbadetinin Önemi06.07.2026
-
MEB'den LGS Tercihleri ve Okul Araştırması İçin Yenili…06.07.2026
-
İzmir Belediyeleri Dev Taşınmaz Satışlarını Sürdürüyor…06.07.2026
-
Bankaların Güncel Vadeli Mevduat Faiz Oranları: Yatırı…06.07.2026
-
Dünya Kupası'nda Siyasi Müdahale Krizi: Balogun Kararı…06.07.2026
-
Jordan Henderson Dünya Kupası Kutlamasında Ciddi Bilek…06.07.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#sosyoloji
Yeryüzünde insan birlikleri vardır, sorumlu insanlar birliği, saldırgan insanlar birliği, atik insanlar birliği, tembel insanlar birliği gibi. Aile, takım, parti, cemaat gibi insan meclisleri ise farklı birliklerden üyeler bir araya geldiğinde ancak kurulur.
Toplum olarak çift karakterliyiz. Bir tarafımız üzgün ve ağlamak istiyor, diğer tarafımız ise eğlenmek.
Aile toplumun özüdür. Onu tahribe yönelen her şey, toplumun tahribine yönelmiş demektir.
Dünyadaki bütün dinler içinde, esrarengiz bir rastlantıyı görüyoruz: Ezici bir çoğunluk sadece ailesinin ait olduğu dini seçiyor. En iyi delile, en iyi mucizelere, en iyi ahlaki yapıya, en iyi ibadethaneye, en iyi müziğe sahip olanı değil: İş tezgahtaki dinlerden bir tanesini seçmeye gelince, dinlerin potansiyel erdemleri, aile etkisinin yanında hiçbir şey ifade etmiyor. Bu açık bir gerçek ve kimse de inkar edemez. Ama bunun nedensiz doğasını çok iyi bilen biri, bir şekilde dinine sıkıca bağlanıyor, hem de öyle bir fanatiklikle ki, başka bir dine inananı öldürmeye hazır olarak.
Sıra dini incelemeye geldiğinde sosyolojinin vereceği yanıtlar çevresel dinamiklerle ilgilidir.
1960’lardan sonra, dini tekrar gündeme getiren, ‘desekülarizasyon’ veya dine dönüş temasının işlendiği bir sosyoloji yazınının geliştiğini söyleyebiliriz. Ancak, dinsel canlanma düşüncesine asıl ivme kazandıran, dünya görüşleri ve yaşam biçimlerini estetik seçim konusu olmaya indirgeyen olgu, postmodern düşüncenin gelişmesi oldu.
Psikiyatrik bozukluklar açısından azınlıkların daha seyrek ve fakat daha şiddetli ve uzun ataklar geçirdikleri yönünde bulgular var; bu sanırım kişinin hem riskli yaşam olaylarından uzak durduğunu hem de zor koşullarda kendi potansiyelini sonuna kadar kullandığını gösterir ki, hastalandığında da kişi artık kullanacak potansiyelinin kalmadığı inancıyla kendini bırakır.
Çoğu insan için, toplumun bir şeye inanması, inanılanın mantıklı olmasından daha önemlidir.
Toplumun varlığı; toplumdaki yaşam koşulları nasılsa, o toplumun fikirleri, teorileri, politik görüş ve politik kurumları da öyledir.
Tarih de gıdasını, ziraat gibi, tepelerden değil, vadilerden, üstün kalitede insanlardan değil, vasati sosyal seviyeden alır.
Hep söylerim: Türkiye'de bir insan tipi vardır, bilmez, bilmediğini de bilmez, öğrenmek de istemez, öğretene de kızar.
Toplum, kendisine hiçbir açıklama yapılmadan dayatılan her türlü duruma çok geçmeden alışır.