#sorumluluk

Evcilleştirilmiş hayvanlar ne zaman yemek yiyecekleri, su içecekleri ya da bunları yapıp yapamayacakları, nerede ve ne zaman dinlenecekleri, ne zaman uyuyacakları, egzersiz yapıp yapamayacakları konularında bize bağımlıdırlar. Sıra dışı örnekler haricinde genelde kısa bir süre sonra toplumun bağımsız ve işler birer üyesi olacak olan insan çocuklardan farklı olarak evcil hayvanlar hiçbir zaman ne insan harici dünyanın ne de insan dünyasının tamamen bir parçasıdırlar. Her zaman kırılgan bir arafta yaşarlar ve kendileriyle ilgili her şeyde bize bağımlıdırlar. Onların itaatkar ve köle olacakları şekilde üremelerini sağladık, onlar için zararlı olan ama bizim hoşumuza giden özellikler edinmelerine sebep olduk. Onları bir şekilde mutlu edebiliriz, ama ilişkimiz asla ‘doğal’ ya da ‘normal’ olmayacaktır. Onlar bizim dünyamızdaki sıkışıklıklarına ait değil, onlara ne şekilde davranırsak davranalım.

Bir canlının var olmasından bir şekilde sorumlu olmamız, ona kendi kaynağımız olarak muamele etme hakkını bize vermez. Öyle olsaydı, kendi çocuklarımıza da, kaynağımız olarak muamele etmemiz meşru olurdu. Ne de olsa onlar da bizim eylemlerimiz ve kararlarımız -çocuk doğurma kararlarımız ya da kürtaj yaptırmama kararımız- olmasa dünyaya gelemezlerdi.

Hayvan haklarını kabul etmek, his ve duyguları olan hayvanlara eşya veya mülk muamelesi yapmama gibi bir sorumluluğumuz olduğunu kabul etmek demektir. Buradaki ilginç soru ise ineğin kendisine gaddarca davrandığı için çiftçiye dava açıp açmayacağı değil, öncelikle ineğin neden çiftlikte olduğunu sormak olacak.

Şimdi beni iyi dinleyin, iyi tercüme et sen de. Biz buraya şova gelmedik. O şovu tribünde yapıyorlar. O bakan, öteki milletvekili, o şov orada yapılıyor, burada yok. Siz Galatasaray takımının tarihine kupa kazandıracaksınız. Kendi futbol hayatınızda da bir kupa şampiyonu olun. Nedir bu haliniz? Maça çıkıyoruz, Kupa finaline ! Tam bir buçuk gündür size seslenmiyorum, hala burada aynısınız. Siz böyle mi geldiniz bu yerlere? Ciddiyetinizi koruyarak geldiniz. İnşallah beni yanıltırsınız. Oradaki de şov, bizim işimiz değil; bizim işimiz top oynamak. Kendinize gelin buradan sahaya kadar, başarılarınıza bir yenisini daha ekleyin. Size yakışan budur. Büyük unvan sahipleri, büyük takımlara yakışan budur. O ciddiyetle her takımı ciddiye alarak ve en az Leeds maçı kadar, Arsenal maçı kadar koşarak, çünkü tarihe bir kupa daha kazandıracaksınız. Göreyim benim takımımı, Allah yardımcınız olsun.

Liste
Yükleniyor…