Bazı gösterilerde görüyoruz, süslü püslü açılışlar, lazer oyunları animasyonlar... Ben de isterdim sahneye böyle çıkmayı ama olmaz ki! Öyle yerlere gidiyoruz ki, imkanları öyle kısıtlı ki.
- Henüz kategori yok.
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#samimiyet
Hiç bir yoğurtçunun yoğurt olduğu görülmediği gibi, hiç bir Türkçünün de Türk olduğu görülmemiştir.
Kevin Costner ile ilgili olarak söylüyorsunuz. Bir beyanda bulunulmuş. Yerli veya yersiz bir beyan, bunu alay konusu haline getirmek çok doğru değil. Bugün Kevin Costner'i bu sözünden dolayı eleştirenler, kendisi Türkiye'ye geldiğinde, başındaki şapkada, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' yazısı yazdığında susmuşlardı. Halbuki o zaman konuşmaları lazımdı. Mesela ben olsam şöyle konuşurdum, 'Bu iş bu kadar istismar edilmez arkadaş, biz bu kadar elma şekeriyle aldanan bir toplum değiliz, sen Türk değilsin, bunu söylemek için de bir gerekçen yok. Sen sadece bir reklam filminden şu kadar para almış bir insansın. Bizi bunlarla aldatmak, bizim hoşumuza gideceğini zannederek bu tür kılıklara girmek doğru değildi' diye. Bugün televizyonlarda ağızlarını aça aça onu eleştirenlerin bu konuda suskun olduklarını söylemek, aradaki farkı göstermek için yeterli.
Karşımıza sürekli takiyye sözcüğü, samimiyetsizlik çıkmaktadır. İnsanlar gerçek amaçlarını saklamak ihtiyacını duymaktadırlar. Çünkü Anayasa'nın kalıpları içerisinde parti kurmaya, Siyasi Partiler Kanunu'nun kalıpları içerisinde faaliyet göstermeye mecbursun. İfade özgürlüğüne sahip değilseniz, kapatılmamak için, iktidara giderken bir takoza takılıp düşmemek için yalan söylemeye, samimiyetsiz davranmaya, takiyye yapmaya mecbursunuz. Halbuki bıraksanız insanlar terör ve şiddeti teşvik etmedikleri ve kullanmadıkları sürece partilerini kurabilseydiler, biz bugünkü sıkıntılardan belki yıllar önce kurtulmuş olacaktık.
Müzik yürek işidir. Sahnedeyken aradığım şey sevenlerimle yaratılan o sinerjidir. Playback yaparak ruhumu ve yüreğimi seyircime yansıtamam.
Ben sadece kendim için müzik yaparım, başka bir kişiyi elde etmeye ya da etkilemeye çalışmam.
Her senin için ölürüm diyene öl deseydik keşke. Yalnız kalırdık belki ama; en azından ortalık çöplükten arınırdı...
Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim ve işte en geniş cümlem: İçimi açtım sana. İçini açmak için.
Zekice bir konuşma istemiyorum, Öyle güç bir şeyi hiç istemiyorum. İstediğim konuşabileceğim birisi, Seni sadece olduğun halinle istiyorum.
Hissetmediğin, anlamadığın şeyi yapamazsın. Ha yaparsın yapmasına ama, onun adı artistlik olur.
Herkes başkasına öğüt verebilir. Ama sen maddi yönden de yardım ediyorsun. İşte dostluk bu, bir dost eli...
Birbirine anlayış göstermek zorunda kalan insanların temeli sağlam bir iletişim kurması pek mümkün olmuyor.
Eğer kendiniz değilseniz kendiniz gibi davranamazsınız. Çünkü ihtiras her zaman mantığı devreden çıkarır.
Bir gerçeği savunurken, önce kendimiz inanmalıyız, sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.