Kişi, yaşamında ne kadar ilkelse, o kadar çok hayvana benzer ve sonunda yaşamın amacını yalnızca beslenme olarak görür.
- Henüz kategori yok.
-
Bakan Gürlek'ten 12. Yargı Paketi Güncellemesi: Çocukl…09.04.2026
-
Sürmene'den Burak Yörük ve Erdem Şanlı'ya Anlamlı Hedi…09.04.2026
-
Uluslararası Tepkilerin Ardından Mescid-i Aksa İbadete…09.04.2026
-
Tarsus Ticaret Borsası, Bölge Ekonomisinin Güçlü Aktör…09.04.2026
-
Resmi Gazete'de Yayımlandı: Bekçilik Mesaisine Yeni Sı…09.04.2026
-
Erzurum'da Bahar Sürprizi: Kar Yağışı ve Palandöken'de…09.04.2026
-
TÜRK HAVA YOLLARI (THYAO) Hisseleri: Güncel Piyasa Per…08.04.2026
-
Çorum Bayat'ta 4 Büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi08.04.2026
-
AÖF Bahar Dönemi Sınav Sonuçları ve Gelecek Sınav Takv…08.04.2026
-
Serdar Ortaç'tan Duygusal Canlı Yayın: Hayranlarından …08.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#insan
İnsan ancak sevdiği ve inandığı şey uğruna mücadele eder. Saygı duyulan şey ise sevilir. Saygı duymak içinse bilmek şarttır.
Bugün altın hayatın tek hakimi haline gelmiş olabilir, ancak insanın daha yüksek tanrıların önünde yeniden eğileceği zaman gelecek.
Bir insanın bütün geçmişinden ve duygularından soyutlanarak yüzde yüz bir nesnelliğe sahip olması mümkün değildir. Böyle bir nesnellik insan olmaktan çıkmak anlamına gelir. Elbette her birimizin bildiği ve kabulleri var. Ancak insan olarak bunları bir dereceye kadar kritik etme imkânına sahibiz. Yine de her şeye rağmen görüşlerimiz ve bakışımız bizim evrenimize ve nazarımızın, aklımızın ulaşabildiği yere kadardır. Bunda yüzde yüz bir objektiflikten söz edilemez. Diğer taraftan bugün de yargılarımızla yaşamıyor muyuz? Yargılarımız, kanaatlerimiz yüzde yüz bilgiye vukufiyetle mi elde ediliyor, yoksa bildiğimiz kırıntılar üzerinden mi yargıda bulunuyoruz. Tanıştığımız bir kişiyle birkaç dakikalık görüşmeyle onun hakkında yargıda bulunabiliyoruz. Bu da büyük ölçüde öznel bir yargıdır. İnsan zanda bulunan bir varlıktır. Tarihçi, bunu imkânlar ölçüsünde aşmaya çalışan biridir.
İnsanı en çok üzen şey; ummadıkları kişiler adam olurken, adam sandıklarının insan bile olamamış olmasıdır.
Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister.
Sûfîlerden biri demiş ki: “İnsanlar hakkında Allah’a uy, Allah hakkında insanlara uyma!”
Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister.
Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister.
İnsan olmadığı için Merih, Jüpiter, Uranüs vb. gezegenlerde; tanrı yaratma oyunları da yok!
Eski çağlardan kalma salt inanca bağlı kanıtlar işlemiyor. Düşlemler, düşlemsel kurgular doğa yıkımlarına ters düşmektedir. Melekler, şeytanlar, iblisler; bu yapay yaratıklar insanlar için hiçbir gerçeğin kanıtı olamıyorlar. Yaşamın güvencesi tanrıları değil; insan oluyor, olabildiğince!..
İmgetanrılan imgesel olarak yaratan biz insanlarız! Yaratıcı, üretici doğanın yaratıcı, üretici tek düşünsel varlığı insandır! İnsan, insanüstü olarak değil; insan olarak insancıl görevini yüklensin yeter! İnsanın, eylemi olmayan tanrılara gereği yoktur.
İnsan özgürlüğüne içindeki tanrıları öldürmekle kavuşabilir. İşte o zaman, ağa-imgetanrıların kölesi olmaktan kurtuluruz!..
Geçmişin tanrılarıyla günümüz tanrıları birbirini tutmadığı gibi, bu sayısız tanrılar insana da yabancı!. Bir diyorlar göğün bir ucunda, bir diyorlar her yerde!.. İnsan her şeyden önce sorucul bir yaratık. Yaralıya açılan bir yaratık. Yadsınacak tanrı olmayınca, tanrıtanımazlık yok olur!..
Evren bilincine insanla ulaştık. Sayıları 300 milyonu aşkın tanrılar insanoğluna; evren üzerine, insan üzerine en ufak bilgiyi veremediler.