Müslümanlar akıllarını başlarına toplasınlar. "Kuran-ı Kerim'e inanıyorum." demek yetmez. Kuran'a tamı tamına güveneceksin. Yani "Allah ne demişse o'dur." diyebileceksin. Diyemiyorsan sen boşuna söylüyorsun. Kuran diye bir kitap olduğunu zaten yeryüzünde bilmeyen yok. Sen de onlardan bir tanesi olursun. "Ben inanıyorum." demekle olmaz. İnandığını her şeyle göstermen lazım.
- Henüz kategori yok.
-
Bakan Gürlek'ten 12. Yargı Paketi Güncellemesi: Çocukl…09.04.2026
-
Sürmene'den Burak Yörük ve Erdem Şanlı'ya Anlamlı Hedi…09.04.2026
-
Uluslararası Tepkilerin Ardından Mescid-i Aksa İbadete…09.04.2026
-
Tarsus Ticaret Borsası, Bölge Ekonomisinin Güçlü Aktör…09.04.2026
-
Resmi Gazete'de Yayımlandı: Bekçilik Mesaisine Yeni Sı…09.04.2026
-
Erzurum'da Bahar Sürprizi: Kar Yağışı ve Palandöken'de…09.04.2026
-
TÜRK HAVA YOLLARI (THYAO) Hisseleri: Güncel Piyasa Per…08.04.2026
-
Çorum Bayat'ta 4 Büyüklüğünde Deprem Meydana Geldi08.04.2026
-
AÖF Bahar Dönemi Sınav Sonuçları ve Gelecek Sınav Takv…08.04.2026
-
Serdar Ortaç'tan Duygusal Canlı Yayın: Hayranlarından …08.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#inanç
Ateistler, "Allah bana her şey versin ama emir vermesin." diyenlerdir. Esasında yeryüzünde Allah'a, Allah'ın her şeyin yaratıcısı ve idarecisi olduğuna ve öldükten sonra hesap vereceğine inanmayan yoktur. Herkes buluğ çağına girdiği zamanlarda günümüz tabiriyle ergenlik dönemine girdiği zamanlarda Allah'ın var ve bir olduğunu, ahireti kesin olarak kavrar. Araf Suresi 172. ve 173. ayetlere göre bu hakikat ortadadır. Ama arzularını, menfaatlerini birinci sıraya alır, Allah'ı ikinci sıraya alırlar.
Ben çocukluğumdan itibaren bir Müslümana ümitsizliğin hiç yakışmayacağını öğrendim. Dolayısıyla hayatta hiç ümitsiz olmadım elhamdülillah.
“Bizim medeniyetimiz ümitsizlik medeniyeti değildir” diyen Osmanlı insanı, akıl gücüyle dünyayı kazanırken, gönül gücüyle insanları kazanmıştır. Ümitsizliği inançsızlık olarak gören Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasında, kim insanları severse, insanlar tarafından daha çok sevilir, kim insanlara kazandırırsa, kendisi daha çok kazanır. Onun medeniyetinde, kimse alnının terinin karşılığından fazlasına özenmez.
Özgür irade var olduğuna inanabileceğimiz, kullanışlı bir özelliktir. Ancak büyük ihtimalle de illüzyondan ibarettir.
Biz bu dünyanın Rabbimizin emaneti olduğu inancıyla çevreyi korumak için her türlü gayreti göstermeyi sürdüreceğiz. Yeni üyelerimiz adına diktiğimiz fidanlar işte bu bakımdan çok ama çok anlamlıdır.
Demokrasinin ve onun ön koşulu olan lâikliğin gereği birbirine tahammül etmek de değil, hoşgörü göstermek de değildir... Demokrasinin, lâikliğin anlamı, herkesin birbirinin dinine, imanına, inancına, inançsızlığına, yaşam biçimine, kendisine istediği saygıyı göstermesi ve devletin de bunu hukuk aracılığıyla korumasıdır. Demokrasinin gereği, hoşgörü ya da tahammül değil, anayasayla ve yasalarla da desteklenen saygıdır, saygı...