- Henüz kategori yok.
-
Jessie Buckley'den İki Yönlü Haber: Yeni Film Projesi …02.04.2026
-
Süper Lig'in 28. Haftasında Kritik Derbilerin Hakemler…02.04.2026
-
Fenerbahçe-Beşiktaş Derbisi Öncesi Kritik Gelişmeler: …02.04.2026
-
Mehmet Ali Erbil'in Annesi Yurdagül Eken 84 Yaşında Ha…02.04.2026
-
A Milli Takım 24 Yıllık Hasrete Son Verdi: 2026 Dünya …02.04.2026
-
ATA AÖF 2026 Bahar Dönemi Sınav Takvimi ve Eskişehir U…02.04.2026
-
Prof. Dr. Bülent Akdoğan'ın Vefatı Tıp Dünyasını Yasa …02.04.2026
-
X (Twitter) Küresel Çapta Kesinti Yaşıyor: Kullanıcıla…02.04.2026
-
Xiaomi HyperOS 3.1 Küresel Dağıtıma Başladı: Android 1…02.04.2026
-
BDDK Kararıyla Kredi ve Kart Borç Yapılandırmasında So…02.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#demokrasi
Kemalistlerin benimsediği modernleşme projesi, kapitalizmin gelişebilmesi, yani kalkınmanın sağlanması, yani sanayileşmenin gerçekleşmesi uğruna, demokrasiye yer vermeyen bir cumhuriyet rejimini öngörüyordu. Kapitalizmin dinamiklerinin güdük ve çarpık olduğu bir ortamda, onu (pre-kapitalist sınıfları ürkütmeden) yukarıdan aşağıya ve adım adım geliştirme ve her düzeyde (ideolojik/ kültürel, politik, ekonomik) inşa etme gibi bir misyon yüklenilmişti.
12 Eylül 1980'de askeri darbe sol kesimin üzerinden buldozer gibi geçtiğinde, insanlar hapishanelerde işkencelerde öldürüldüğünde İslamcılar hiçbir tepki göstermedi. Hatta işkence iddialarını soruşturmak için Avrupa'dan gelen heyetlere, zamanın İslamcı önderleri, 'Avrupalılara da ne oluyor? Bizim içişlerimize ne hakla karışıyorlar' diye millî bir damarla siyaset yaptı. Ne zaman ki İslamcıların kendileri mağdur olmaya başladı, o zaman demokrasinin gerekli olduğuna inandılar.
Yeni sivil demokrasiyi yaşatmak konusunda, Türkiye geçmişe oranla daha şanslıdır. Halkın büyük oranlı onayı ile cumhurbaşkanı seçilen sayın (Kenan) Evren, yeni dönemin teminatıdır. Kişiliğe dayalı ağırlığın büyük önem taşıdığı Türk siyasal yaşamında, İnönü'den sonra doğan boşluk, Evren ile doldurulmuşa benzemektedir. (25 Kasım 1982)
Bir de kardeşim bindik, beş buçukta kalkacak. İDO seçim otobüsünü bekledi, 20 dakika geç kalktı. AK Parti seçim otobüsünü bekledi 20 dakika. Geç kalktı. Hani çoğulcu demokrasiydi bunlar? Hani insan haklarıydı bunlar, kendilerine gelince yontuyorlar. Şimdi MHP'nin otobüsünü bekler miydi o İDO? Bekler miydi, size soruyorum.
Belki çoğumuz farkında değiliz ancak, Nimet Baş'ın açıklamasıyla bu ülkede yepyeni bir dönem başladı. Bir devrim yapıldı. İlk defa asker sorgulandı ve daha da önemlisi bundan sonra darbeye kalkışacaklara mesaj yollandı: Arkadaşlar, yaparsanız hesap verirsiniz.
Hümanizma, demokrasi, uygarlaşma, küresel düşünme, adalet, vicdan ve merhamet, edebiyat alanında son derece önemli ve gerekli şeylerdir. İyi bir edebiyat yalnız bu temeller üzerine inşa edilebilir. (...) Bu ölçütler olmadan hiç kimse iyi bir edebiyat yaratamaz. Ne acılar ve sızılar, ne umut ve yüce duygular tek başlarına edebiyat olabilirler. Ama iyi ve edebi bir örgü içinde, sözünü ettiğim ölçütlerle ölümsüz bir edebiyata dönüşebilirler.
Türkiye'nin, Kürt sorununu uygar ve demokratik yöntemlerle çözmediği sürece hep güçsüz, dengesiz ve anti-demokratik olacağı artık iyice anlaşılmıştır. Türkiye'nin Kürtlere tüm haklarını eksiksizce vermesi bir zorunluluktur. Bu, uygar ve demokratik bir ülke ve uygarlıklar diyaloğunun saygın bir tarafı olmanın ilk koşuludur.
Eğer demokratik standartların evrensel seviyeye çıktığı bir ülkede yaşıyorsanız “öteki” olmak size kanunlarla belirlenen bir takım haklar tanıyacağı için pek de sorun olmayacaktır. Ancak Türkiye gibi henüz demokratikleşme sürecini tamamlayamamış ve demokrasiyi sadece beş senede bir sandığa gidip oy vermekten ibaret sanan bir algıya sahipseniz, o zaman “öteki” olarak yaşamanın önünde birçok engelle karşılaşırsınız.
Yasa onlar için yapıldığı insanların büyük çoğunluğu onun yapılışına hiçbir zaman katılamazlarsa, gerçekten genel iradenin ifadesi olabilir mi? Hayır.
Demokrasinin kötülüklerinden birisi sevsen de sevmesen de seçtiğin insana katlanmak zorunda olmaktır.
Ya saflık ya da korku nedeniyle birçok kişi, gerçekten çok görünüşe, olgulardan çok metinlere bağlanmakta ve işin kötüsü, otokratik rejimlerin çağdaş biçimlerini demokratik olarak nitelemekte inatla direnmektedir.
Çağdaş diktatörlükler, biraz demokratik bir görünüş kazanmak amacıyla, yetkisiz bir kukla meclis bulundururlarsa da ülkeyi meclissiz yönetirler.
Adına demokrasi diyebilirsin ya da adına demokratik sosyalizm diyebilirsin, fakat bolluğun paylaşımında Tanrı’nın tüm çocukları için daha iyi bir dağıtım olmalıdır.
Demokrasi ikiyüzlülüktür. Eğer demokrasi özgürlükse neden bizim insanlarımız özgür değil. Eğer demokrasi adaletse neden biz adalete sahip değiliz. Eğer demokrasi eşitlikse neden biz eşitliğe sahip değiliz. Demokrasi ikiyüzlülüktür...
Kim ne derse desin tüm darbeler yanlıştır hele ki bu darbe girişimlerinde dış güçlerin parmağı varsa
Çoğunluğun, azınlıkları yönetme hakkına sahip olduğunu söylemek, azınlıkların, lütfen izin vermeleri dışında hiçbir hakları olmadığını ve olmaması gerektiğini söylemekle eşdeğerdir.
Fizikte demokrasi yoktur. İkinci sınıf birinin fermi kadar kadar görüş ileri sürme hakkı olduğunu söyleyemeyiz.
Hayatımda hiç oy kullanmadım. Aptalların çoğunlukta olduğunu hep biliyordum ve anladım, bu yüzden kazanacakları kesin.