İnsan yalnızca başkalarına zarar verecek şeylerden korkmalı; bunun dışında korkuya yer olmamalı.
- Henüz kategori yok.
-
Paris'teki Bir AVM'den Shakira'ya Esprili ve Viral Kon…05.04.2026
-
Sivasspor, Esenler Erokspor Maçına Hazır: Başkan Özçob…05.04.2026
-
Yasemin Allen, Erdal Kaya ile Las Vegas'taki Sürpriz N…05.04.2026
-
Mert Ramazan Demir Başrollü 'Delikanlı' Dizisi SHOW TV…05.04.2026
-
Gülben Ergen'e Fatmanur ve Hifa Paylaşımları Nedeniyle…05.04.2026
-
Küba: Devrim Mirasından Güncel Enerji Krizine ve Ulusl…05.04.2026
-
Posof'ta Polis Haftası Şehitler İçin Manevi Bir Törenl…05.04.2026
-
Kıvanç Tatlıtuğ'un 'Dönence' Dizisinde Başrol Krizi Bü…05.04.2026
-
Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı Kortej ve…05.04.2026
-
Artemis II Mürettebatı Ay'ın Uzak Yüzünü Görüntüledi: …05.04.2026
- Tahir Musa Ceylan 534
- Abdülkâdir Geylânî 488
- Yalçın Küçük 436
- Recep Tayyip Erdoğan 253
- Adolf Hitler 252
- Schopenhauer 200
- Johann Wolfgang von Goethe 197
- Haruki Murakami 191
Liste
#cesaret
İnsanların korkularını yenmelerine çalışıyorum. Başarısızlık, korkunun neticesidir. Korkularının yenenler, kendilerine güveniyorlar, atak oluyorlar.
Başarıya ulaşan bir plan her zaman cesurca, başarısızlıkla sonuçlanansa beceriksizce yapılmıştır.
… Kötü ressamları göklere çıkaran dergiler var, gazeteler var. Herkes tartışıyor, herkes anladığını iddia ediyor. Oysa sadece sevmek yeter de artar. Satıcılar tablolarımın arasında seçme yaptıkları zaman en iyi tabloyu göremeden geçerler genellikle. Remi gerçekten tutkuyla seven bir tek kişiye rastladım bugüne dek. Bu adam Bay Chocquet idi. “Resmi neden ve nasıl sevdiğimi bana anlatmasınlar, buna ihtiyacım yok” derdi. Açtığımız “impressioniste”ler sergisi sırasında içeri girmek isteyince: “Sakın ha ! Oraya girme !” demişler Bay Chocquet’ye. Bir yıl sonra tablolarımızın satışında kendisine Hotel Drouot’un, önünde rastladım. Argenteuil’de yaptığım tablolarımdan birini 100 franga almıştı. Bizi tanıştırdılar. Gözleri dolarak: “Bir yılıma yazık oldu” dedi. “Tablolarınızı bir yıl önce görebilirdim. Bu zevkten nasıl da yoksun bıraktılar beni…” Çünkü o zamanlar acımadan yargı giydiriyorlardı bize. “Anlamıyorum..” demiyorlardı. “Ahmakça, iğrenç” diyorlardı. Bu da bizi kışkırtıyor, bize cesaret veriyordu, çalıştırıyordu bizi.
Malını kaybeden bir şeyini kaybeder, namusunu kaybeden birçok şeyini kaybeder, cesaretini kaybeden her şeyini kaybeder.
Sadece alışkanlık yaşam tarzımıza karşı durmak ve sıradışı yaşamak için cesarete sahip olmak zorundayız.
Bira içmek için buradayız ve hayatlarımızı öyle yaşamalıyız ki ölüm bizi almaya geldiğinde titresin.
Başlamaya cesaret edilemeyen iş dışında hiçbir iş uzun değildir. İş böyle kabusa dönüşür.
Bu söyleyeceğim belki biraz iddialı olabilir ancak diz çökerek yaşamaktansa dimdik ölmeyi tercih ederim.
Hiç düşündün mü her şeyi bırakıp gitmeyi? Kazandığın ekmeği bölüşüp insanı sevmeyi, Hayatla dövüşüp dostunla barışık gezmeyi, Korktuğun yerde bile düşünme sakın pes etmeyi.